Yazı Detayı
22 Mart 2013 - Cuma 09:44 Bu yazı 1904 kez okundu
 
NEVROZUN BARIŞA UZANAN ELİ
İhsan YILMAZ
İhsanyilmaz_761@hotmail.com
 
 

 Nevrozun ateşi, kor yüreklerde yankılanıyor. Çölde kalmış susuz bir bedevi gibi, barışa hasretti bu coğrafya. Mazlumların sevdasıydı nevroz. Hürriyete, eşitliğe uzanan bir eldi bu. Bu durumda herkes, üstüne düşeni yapmalıydı. Çünkü barış, bu coğrafyaya çok yakındı. Açlığa zulme baskılara karşı direnişin hikayesiydi nevroz. Tükenmeyen bir umut vardı bu kor ateşte. Yankısı tüm cihanı sarmıştı. Toprak nasıl suya hasretse bu coğrafyadaki halklar da barışa o kadar hasretti. Türkülerde yankılanıyordu barış çığlığı. Bir nefes kadar yakındı bize. Yiğitler çarpışıyordu er meydanında. Kan oluk oluk akıyordu cansız bedenlerden. Çocuğunu yitirmenin acısı kor yüreklerde yankılanıyordu. Bilginin cehaleti sarmıştı dört bir yanı. Kimsenin kimseden haberi yoktu. Düşlerde var olan bir sevdaydı barış. Fırat ile Dicle kızıla boyanmıştı. Lime lime olmuştu yürekler. Anaların feryadına kulak veren yoktu. Korkunç bir kabustu bu savaş denen illet. Doğrul, kalk yerinden bakma öyle cansız bedenlere. Bu feryada kulak ver. Anaların acı çığlıkları kulaklarda yankılanıyor. Masum bebekler atasız kalıyor. Haykır barış istiyorum diye!... Bu coğrafya güneşi görmeden zifiri karanlığı yaşıyor. Bir güneş ol aydınlat ve ısıt her yanı. Durma haykır çığlığını herkes duysun. Bir umut ol kor yüreklere. Umutsuzca umuda doğru yol almanın vakti çoktan geldi. Geçen her an barıştan uzaklaşmak demek. Bir el uzanmalıydı artık masum bebeklere. Sıcak bir dokunuş olmalıydı yüreklerde. Umutsuz çığlığın yerini umut dolu bir haykırış almalıydı artık. Barış dilden dile dolaşan bir umuttu. Dilden dile dolaşan bir haykırıştı. Nevrozun barışa uzanan ışığı aydınlatmalıydı her yanı Diller, dile geldikçe hiç sönmeyen bir ışık olmalıydı nevroz bir ışık gibi. Bir sevdanın sıcak hikayesiydi nevroz. Baskılara zulme sürgünlere işkenceler rağmen atalardan çocuklara kalan bir mirastı nevroz. Hiç sönmeyen, tükenmeyen çılgın bir kordu. Kardeşin, kardeşe çıkar gözetmeden en içten duygularla bağlı olacağı günler çok yakındı oysa ki!… Ya barış olacaktı, ya da sonsuza kadar zifiri karanlığa mahkum olacaktı, bu coğrafya. Kurşunların gölgesinde bir yaşayıştı bizimkisi. Bitmeyen, tükenmeyen, sonsuza kadar devam eden bir yaşayışı simgeliyordu nevroz ateşi. Tarihin kanlı sayfalarından sıyrılıp, kurtulmanın vakti çoktan gelmişti. Nevrozunun ateşi barışa uzanan bir el olmalıydı. Barışla birlikte kutlanan sevinç dolu umut dolu bir gelecek vaat etmeliydi. Hüsrana uğratılmadan kalpleri zehir saçan kötü yüreklerin oyununa gelmemeliydi. Barışın çığlığı bütün cihanı sarmalıydı. Yıllardan beri beklenen barış sözcüğü bu coğrafyaya hükmetmeliydi. Durmalıydı artık bu kan. Gün özgürlük ve barış günü olmalıydı. Karınlık günler tüketilmişliğin ötesinde kalmalıydı. Hem de hiç hatırlamadan. Arşa doğru yükselmeliydi barış çığlıkları. Hazin yaşanmışlıkları yaşatmadan çocuklarımıza güzel bir dünya kurmak tek ümidimiz olmalıydı. Baskıcı anlayışlar geride kalmalıydı bu özel günde. Çünkü bugün savaşın değil barışın günüydü. Yaşananlar bir daha hiç hatırlanmadan geride kalmalıydı.

 

Yaşananların geride kalması, gelecek daha güzel günlerin dileğiyle Abdullah Öcalan’ın 2013 Nevroz’unda verdiği mesajlarıyla yazımızı devam ettirelim. Barışla ilgili atılan adımlar hükümetle İmralı arasındaki görüşmeler meyvesini vermeye başladı. Herkes Abdullah Öcalan’ın vereceği mesaja odaklanmıştı. Öcalan’ın açıklamaları şöyleydi;

 

MAZLUMLARIN ÖZGÜRLÜK NEWROZU KUTLU OLSUN

 

Selam olsun bu uyanış, canlanış ve diriliş günü olan Nevrozu en geniş katılım ve ittifakla kutlayan Ortadoğu ve Orta Asya halklarına…
Selam olsun yeni bir dönemin miladı ve gün ışığı olan Nevrozu büyük bir coşkuyla ve demokratik bir hoşgörüyle kutlayan kardeş halklara…

Selam olsun demokratik hakları özgürlük ve eşitliği rehber edinen bu büyük yolun yolcularına…
Zağros ve Toros dağ eteklerinden, Fırat ve Dicle nehir vadilerine; kutsal Mezopotamya ve Anadolu topraklarından tarım, köy ve şehir uygarlıklarına Analık eden halkların en eskilerinden olan Kürtler sizlere selam olsun...
Binlerce yıllık bu büyük medeniyeti farklı ırklarla, dinlerle, mezheplerle kardeşçe ve dostça birlikte yaşayan, birlikte inşa eden Kürtler için Dicle ile Fırat, Sakarya ve Meriç'in kardeşidir. Ağrı ve Cudi Dağı, Kaçkar ve Erciyes'in dostudur. Halay ve Delilo, Horon ve Zeybek'le hısım-akrabadır.
Bu büyük medeniyet bu kardeş topluluklar, siyasi baskılarla harici müdahalelerle grupsal çıkarlarla birbirlerine düşürülmeye çalışılmış hakkı, hukuku, eşitliği ve özgürlüğü esas almayan düzenler inşa edilmeye çalışılmıştır.
Son iki yüz yıllık fetih savaşları batılı emperyalist müdahaleler baskıcı ve inkarcı anlayışlar, Arabi, Türki, Farisi, Kürdi toplulukları ulus devletçiklere, sanal sınırlara suni problemlere gark etmeye çalışmıştır.
Sömürü rejimleri, baskıcı ve inkarcı anlayışlar artık miadını doldurmuştur. Ortadoğu ve Orta Asya halkları artık uyanıyor. Kendine ve aslına dönüyor. Birbirlerine karşı kışkırtıcı ve köreltici savaşlara ve çatışmalara dur diyor.
Nevroz ateşiyle yüreği tutuşan, meydanları hınca hınç dolduran yüz binler, milyonlar artık barış diyor, kardeşlik diyor, çözüm istiyor.

 

İçinde doğduğumuz çaresizliğe, bilgisizliğe, köleliğe karşı bireysel isyanımla başlayan bu mücadele her türlü dayatmaya karşı bir bilinci, bir anlayışı, bir ruhu oluşturmayı amaçlıyordu.
Bugün görüyorum ki, bu haykırış bir noktaya ulaşmıştır.
Bizim kavgamız hiçbir ırka, dine, mezhebe veya gruba karşı olmamıştır, olamaz. Bizim kavgamız ezilmişliğe, bilgisizliğe, haksızlığa, geri bırakılmışlığa her türlü baskı ve ezilmeye karşı olmuştur.
Bugün artık yeni bir Türkiye'ye, yeni bir Ortadoğu'ya ve yeni bir geleceğe uyanıyoruz.
Çağrımı bağrına basan gençler, mesajımı yüreğine katan yüce kadınlar, söylemlerimi baş-göz üstüne diyerek kabul eden dostlar, sesime kulak kesilen insanlar;
Bugün yeni bir dönem başlıyor.
Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor.
Siyasi, sosyal ve ekonomik yanı ağır basan bir süreç başlıyor; demokratik hakları, özgürlükleri, eşitliği esas alan bir anlayış gelişiyor.

Biz, onlarca yılımızı bu halk için feda ettik, büyük bedeller ödedik. Bu fedakarlıkların, bu mücadelelerin hiçbiri boşa gitmedi. Kürtler öz benliğini, aslını ve kimliğini yeniden kazandı.
"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" noktasına geldik. Yok sayan, inkar eden, dışlayan modernist paradigma yerle bir oldu. Akan kan Türküne, Kürdüne, Lazına, Çerkezine bakmadan insandan, bu coğrafyanın bağrından akıyor.
Ben, bu çağrıma kulak veren milyonların şahitliğinde diyorum ki; artık yeni bir dönem başlıyor, silah değil, siyaset öne çıkıyor. Artık silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelinmiştir.
Yüreğini bana açan, bu davaya inanan herkesin sürecin hassasiyetlerini sonuna kadar gözeteceğine inanıyorum.
Bu bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Bu mücadeleyi bırakma değil, daha farklı bir mücadeleyi başlatmadır.
Etnik ve tek uluslu coğrafyalar oluşturmak, bizim aslımızı ve özümüzü inkar eden modernitenin hedeflediği insanlık dışı bir imalattır.

 

Kürdistan ve Anadolu tarihine yaraşır şekilde tüm halkların ve Kültürlerin eşit, özgür ve demokratik ülkesinin oluşması için herkese büyük sorumluluk düşüyor. Bu Newroz münasebetiyle en az Kürtler kadar Ermenileri, Türkmenleri, Asurları, Arapları ve diğer halk topluluklarını da yakılan ateşten kaynaklı özgürlük ve eşitlik ışıklarını, kendi öz eşitlik ve özgürlük ışıkları olarak görmeye ve yaşamaya çağırıyorum.
Saygı değer Türkiye halkı;

Bugün kadim Anadolu'yu Türkiye olarak yaşayan Türk halkı bilmeli ki Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları kardeşlik ve dayanışma hukukuna dayanmaktadır.
Gerçek anlamında, bu kardeşlik hukukunda fetih, inkar, ret, zorla asimilasyon ve imha yoktur, olmamalıdır.
Kapitalist Moderniteye dayalı son yüzyılın baskı, imha ve asimilasyon politikaları; halkı bağlamayan dar bir seçkinci iktidar elitinin, tüm tarihi ve de kardeşlik hukukunu inkar eden çabalarını ifade etmektedir. Günümüzde artık tarihe ve kardeşlik hukukuna ters düştüğü iyice açığa çıkan bu zulüm cenderesinden ortaklaşa çıkış yapmak için hepimizin Ortadoğu'nun temel iki stratejik gücü olarak kendi öz kültür ve uygarlıklarına uygun şekilde demokratik modernitemizi inşa etmeye çağırıyorum.
Zaman ihtilafın, çatışmanın, birbirlerini horlamanın değil, ittifakın, birlikteliğin, kucaklaşma ve helalleşmenin zamanıdır.
Çanakkale'de omuz omuza şehit düşen Türkler ve Kürtler; Kurtuluş Savaşı'nı birlikte yapmışlar, 1920 meclisini birlikte açmışlardır.

 

Ortak geçmişimizin önümüze koyduğu gerçek; ortak geleceğimizi de birlikte kurmamız gerektiğidir. TBMM'nin kuruluşundaki ruh, bugün de yeni dönemi aydınlatmaktadır.
Tüm ezilen halkları, sınıf ve kültür temsilcilerini; en eski sömürge ve ezilen sınıf olan kadınları, ezilen mezhepleri, tarikatları ve diğer kültürel varlık sahiplerini, işçi sınıfının temsilcilerini ve sistemden dışlanan herkesi çıkışın yeni seçeneği olan Demokratik Modernite Sistemi'nde yer tutmaya, zihniyet ve formunu kazanmaya çağırıyorum.

Ortadoğu ve Orta Asya kendi öz tarihine uygun, bir çağdaş modernite ve demokratik düzen aramaktadır. Herkesin özgürce ve kardeşçe bir arada yaşayacağı yeni bir model arayışı, ekmek ve su kadar nesnel bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu modele yine Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının, ondaki kültür ve zamanın öncülük etmesi, onu inşa etmesi kaçınılmazdır.
Tıpkı yakın tarihte Misak-i Milli çerçevesinde Türklerin ve Kürtlerin öncülüğünde gerçekleşen Milli Kurtuluş Savaşı'nın daha güncel, karmaşık ve derinleşmiş bir türevini yaşıyoruz.
Son doksan yılın tüm hata, eksiklik ve yanlışlıklarına rağmen bir kez daha yanımıza, mağdur edilmiş, büyük felaketlere uğramış halkları, sınıfları ve kültürleri de alarak bir model inşa etmeye çalışıyoruz. Tüm bu kesimleri; eşitlikçi, özgür ve demokratik ifade tarzının örgütlenmesini gerçekleştirmeye çağırıyorum.
Misak-i Milli'ye aykırı olarak parçalanmış ve bugün Suriye ve Irak Arap Cumhuriyeti'nde ağır sorunlar ve çatışmalar içinde yaşamaya mahkum edilen Kürtleri, Türkmenleri, Asurileri ve Arapları birleşik bir "Milli Dayanışma ve Barış Konferansı" temelinde kendi gerçeklerini tartışmaya, bilinçlenmeye ve kararlaşmaya çağırıyorum.
Bu toprakların tarihselliğinde önemli bir yer tutan "BİZ" kavramının genişliği ve kapsayıcılığı dar, seçkinci iktidar elitleri eliyle "TEK"e indirgenmiştir. "BİZ" kavramına eski ruhunu ve pratiğini vermenin zamanıdır.
Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz. Ayrıştırmak isteyenlere karşı birleşeceğiz.

 

Zamanın ruhunu okuyamayanlar, tarihin çöp sepetine giderler. Suyun akışına direnenler, uçuruma sürüklenirler.
Bölge halkları yeni şafakların doğuşuna şahitlik etmektedir. Savaşlardan, çatışmalardan, bölünmelerden yorgun düşen Ortadoğu halkları artık kökleri üzerinden yeniden doğmak, omuz omuza ağaya kalkmak istiyor.
Bu Newroz hepimize yeni bir müjdedir.

Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed'in mesajlarındaki hakikatler, bugün yeni müjdelerle hayata geçiyor, insanoğlu kaybettiklerini geri kazanmaya çalışıyor.
Batının çağdaş uygarlık değerlerini toptan inkar etmiyoruz.
Ondaki aydınlanmacı, eşit, özgür ve demokratik değerleri alıyor kendi varlık değerlerimizle, evrensel yaşam forumlarımızla sentezleyerek yaşamlaştırıyoruz.
Yeni mücadelenin zemini fikir, ideoloji ve demokratik siyasettir, büyük bir demokratik hamle başlatmaktır.
Selam olsun bu sürece güç verenlere, demokratik-barış çözümünü destekleyenlere!
Selam olsun halkların kardeşliği, eşitliği ve demokratik özgürlüğü için sorumluluk üstlenenlere!
Yaşasın Newroz, yaşasın halkların kardeşliği!

Umut ve barışın eksik olmadığı bir dünya dileğiyle…

 

 
Etiketler: nevrozun, barişa, uzanan, eli
Yorumlar
Diğer Yazılar
Kazananlar hep kötüler olur
RENGİN ADI YEŞİL
KÜÇÜK BEDENİN AĞIR YÜKÜ
BAHARDA AŞK BAŞKADIR...
ÇİÇEK DALINDA GÜZEL!
HÜZNÜME MUTLULUK OL!...
Karadeniz İzlenimleri
AŞKIN GİZEMİ
AFRİN Mİ O DA NE?
Cinsel İstismar Ve Türkiye
KIRLANGIÇLAR AŞK İLE ÇIRPAR KANATLARINI
İRAN'DAKİ İÇ KARIŞIKLIKLARIN AMACI NE?
YÜREĞİNDE "NAR" LEKESİ
YAŞAMAK AŞKTAN İBARET
KAYMAKAM DEDİĞİN BÖYLE OLMALI
Tedbirsizlik yaygın olunca, hem sıkıntı olur hem kaza!
Sonbahar ve Sen
3 ay boyunca uyudunuz mu?!
Yeni Eğitim Yılında En Büyük Sorun Öğretmen Açığı
Ne Çok Yitirdik...
Gıda Denetimleri Yapılmalı
Anız (Saman) Yakılmasına "HAYIR" !
ÖDÜLLENDİRİLMESİ GEREKEN SİLVAN CEZALANDIRILIYOR MU…?
İKİNCİ BAHAR'DA AŞK
Hoş Geldin Ey Ramaz-I Şerif
FEN LİSESİ MÜJDESİ
Diyarbakır Eğitiminde kalite dönemi
Aşk için ölüyorum
Sen Gidersen Cané
Yağmur Yüreklim...
İmkansız 'AŞK'
Çevrecilik mi?
Silvan seni asla Unutmayacak...
Bir koltukta 3 müdür!
Yaşamda Saygı, Gazeteciye Sevgi
Sahi eğitimde nerdeyiz?
Cinayetler Şehrinde
Hastane Yatak Sayısı Neden Düşürüldü?
MEŞHUR TAVACI RECEP USTA / RECEP BUDAK
KASIMDA AŞK BAŞKADIR…
İlana Çıkmayan İhale ve Şeffaflık
MUSUL’U DÜNYA KURTARACAK, DÜNYAYI MUSUL
SONHABAR VE YAPRAK
NEDEN VE SONUÇ OLAN 'SEVGİ'
TOPRAK AŞKIN YOLDAŞIDIR
Umudun adı, Fen Lisesi olsun
Mutluluk için savaşmak gerek
Yetimin başını okşamanın bile büyük mükafatı vardır
Sahi STK’lar ne işe yarar?
İş-Kur Rant Kapısı mı?
Gözlerdeki fırtınanın adıdır “Boran”
KENDİNİ ÖLDÜREN YAŞAM
Hasta Çok, Doktor Yok!
GELECEK ELLERİMİZDE
YİTİRİLENİN MEKTUBU
200 Yıl Yaşamak İster misiniz?
"Güneş'in Çocuklarını Üşütmeyelim"
Sur Nere, Toledo Nerde
DOMUZ GRİBİ VE BARIŞIN PANDEMİSİ
Kardeşlik İnsanlıktır
Neyin güvenlik sorunu?
Ölüyorlar...!!!!
Geçmişin karanlığından, geleceğin aydınlığına
-BORAN-
"Yaprak döker bir yanımız Bir yanımız kan reva içinde"
Bu bir sel felaketi değil!
Okullarda Eğitim Yok Mu?
Savaş ve Aşk
2015 SİLVAN SESİZLİĞİN ÇIĞLIGI VE SAVAŞA HAYIR DİYEN ÇOCUKLAR
MEDYA FARELERİ İŞ BAŞINDA
SİLVAN SAVAŞ ALANI GİBİ...
KÜRTLER NE İSTİYOR?
BAŞKASI AÇKEN TOK YATMAK…
NEDEN SAVAŞ NEDEN KAN?
IŞİD VE TÜRKİYE
SİLVAN DERT KÜPÜ!...
SİLVAN UÇURUMA DOĞRU SÜRÜKLENİYOR
SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞI
SİLVAN KİMLERE EMANET!...
İMAM YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ OLURSA
SANDIKTAN HDP ÇIKTI
SANDIKTAN HDP ÇIKTI
SİLVAN’DA TACİZ OLAYI
YİNE YENİ YENİDEN SEÇİM!... (2)
YİNE YENİ YENİDEN SEÇİM!...
Bölge Susuz Kalacak!
Kaya gibi Adam
GÜNEYDOĞU’DA KADIN OLMAK!
Hırsız Kim?
Işte örnek işletmeci
“Dok-tor-suz Hastane“
İYİLİK-SAĞLIK
Ortadoğu'da Kaygan Zemin
İŞİD DECCAL mi?
DAĞLAR EZGİLERİ DİNLEDİ!
Cezaevi Ölümevi Olmasın !
BİRLİK(TE) ÖZGÜR YAŞAM
İstiklal Marşı Direnişi mi, yoksa tayin telaşı mı?
Vatandaş Ödeyemez, Esnaf Tahsil Edemez
Geleceği aydınlatan KİTAPLAR
BAHARLA DİRİLEN GÜNLER
1 Mayıs'ta çalışıyorum.
HEWLÊR
LEHÎ Bİ LEHÎ SEFERBERî
Silvan'ın lidere değil, Yöneticiye ihtiyacı var
BDP'nin Seçim Zaferi
ÖZLENEN SİLVAN
AKBABALAR ÜŞÜŞTÜ!...
Kültür Emperyalizminin Toplum Üzerindeki Etkisi
Seçim Geliyooooor
HASRETİMSİN…
UMUDUN UMUDUM OLSUN…
RÜZGAR EKEN, FIRTINA BİÇER!
EĞİTİMDE GELİNEN SON NOKTA…
DİCLE’DE AŞK VE SU
AŞK SEN NELERE KADİRSİN...
YERELDEN GENELE HEP TUFAN…
YAŞAM NEDİR?
SONBAHARDAKİ YAPRAK DÖKÜMÜ...
ARAMAMAMI İSTİYORSAN...
Ben, artık BİR ACAYİP ADAMIM…
SİLVANLI OLMAK
KUYRUĞA GEL VATANDAŞ!
MAKSAT AĞZIMIZ TATLANSIN
SİLVAN'A BAŞKAN ARIYOR...
DEMOKRATİKLEŞTİK Mİ ACABA?
ÖYLE ÖZLEDİM Kİ SENİ?
DENİZLERDE ESEN AŞK HAVASI
BİR BAYRAM SABAHI
Bırakın İki Yüzlü Dolaşmayı...
O Adama Benzemek…
ÇOCUKLUĞUMUN RAMAZANLARI...
MUTLULUĞUN RESMİ
KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNE BAK!...
SANA KIYAMADIĞIM İÇİN KENDİME KIYAMADIM…
GÖZLERİN…
HUZURUN ÖTESİNDE BİR YER
BİR MEKTUP
BİR BÜROKATIN BAŞARISI
BU AŞKIN TARİFİ SENDE
SİLVAN’A GÖSTERİLEN ÖZEN
KANDAKİ ZEHİR
KALDIRIM İŞGALİ CAN ALDI
MAVİ MARMARA OLAYI VE İSRAİL
BARIŞA YAKIN OLMAK
DİKENLİ GÜLLER
SİLVAN’IN DEĞİŞEN YÜZÜ
SİLVANLI OLMAK
ÇİÇEKLER SOLMASIN
Engelsiz Bir Yaşam!...
‘Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz’
İNSANIN İNSANA YANMASI…
YENİDEN YAŞAYALIM...
Neye Göre Pazarlık Usullü ve Doğrudan Temin
Okulda Ne Giyeceğim ?
MEDENİYETLER ÜLKESİNDE YAŞAM (!)
Tarihi Diyarbakır ve Spor
KARANLIĞIN GÖLGESİ İSYANIM
10. Gurur Yılımızdan Merhaba
İLAV.GOV.TR

Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Başakşehir
13
0
1
1
4
6
2
Galatasaray
12
0
2
0
4
6
3
Kasımpaşa
12
0
2
0
4
6
4
Beşiktaş
11
0
1
2
3
6
5
Konyaspor
11
0
1
2
3
6
6
Yeni Malatyaspor
10
0
2
1
3
6
7
Ankaragücü
10
0
2
1
3
6
8
Antalyaspor
10
0
2
1
3
6
9
Alanyaspor
9
0
3
0
3
6
10
Göztepe
9
0
3
0
3
6
11
Kayserispor
8
0
2
2
2
6
12
Trabzonspor
7
0
3
1
2
6
13
Fenerbahçe
7
0
3
1
2
6
14
Akhisar Bld. Spor
5
0
3
2
1
6
15
Bursaspor
5
0
1
5
0
6
16
Sivasspor
5
0
3
2
1
6
17
Çaykur Rizespor
3
0
3
3
0
6
18
E. Buyuksehir
2
0
4
2
0
6
Arşiv
Anketler
Silvan'da Fen Lisesi Olsun mu?
Haber Yazılımı