Yazı Detayı
25 Eylül 2020 - Cuma 10:31 Bu yazı 142 kez okundu
 
İNSANI BAZEN ISITIYOR…
İhsan YILMAZ
İhsanyilmaz_761@hotmail.com
 
 

Yazdıklarında, okunmasını, canı isteyen okur. İstemeyen ise okumaz. Ama her yazılan yazının mutlaka bir hikâyesi, bir önemi vardı. Eminim sizi düşündürecek bir yazı ya da daha çok güldürecek. Yazı yazmak istedim, ben yazarken kendimi iyi his ettim umarım sizde öyle his edeceksiniz…

Zorluklarımız? Engellerimiz? Kaygılarımız? Çaresizliklerimiz? Başarılarımız? Kavgalarımız? İsteklerimiz ve istemediklerimiz? Siz hiç istemediğiniz bir yere kendinizle kavga ederekten, kendinize kızaraktan, kendinizden korkmaktan, kendinizi en kalabalık bir ortamda (misafirlikte, her hangi bir kutlamada, bulunduğunuz bir toplantıda) herkes sizin o an onlarla olduğunu düşünürken... Aslında düşünmekten ziyade ordasınız ama orda olmakla beraber aynı anda bir başka yerde de olmanın zorluğunun ne olduğunu bilir misiniz? Bir başka yerin tanımı mekân anlamında değildir...

Aynı mekânda hem onlarla hem de kendinizle beraber. Arka taraftan hep sizi çağıran ve sizin o diğer sizinizle zamansız konuşmalarınız oldu mu? Tek söylediğiniz kimsenin duymayacağı sessiz seslenişlerinizle defol git artik başımdan dediğiniz oldu mu? Sadece defol git demelerde değil, ağlayışlarınız, yalvarışlarınız, boyun bükmeleriniz, tek bir canim var onu da benden ve sevdiklerimden mahrum etme deyişleriniz. Bunları kime söylediğiniz kim midir? Kendiniz tabii ki… Kim olabilir ki? Siz hiç ölümle tanıştınız mı? Eminim tanışanız olmuştur. Yaşananlar korkutucuydu. Ölümden kendinizi uzaklaştırmaya çalışmak, ne garip değil mi? ölümün kulağınıza fısıldayışı. Diyeceksiniz ki nasıl oluyor? Zamanı gelince herkes bir gün gider gibi sesler duyuyorum... Bende inanmazdım. Ta ki beni çağıran gerçek bir tanık olana kadar. Sıyrılması imkânsız ve diğer bir benliğinizin ölümle sırdaş oluşu… Yaşam ve ölümü bir kefene sığdırmanın zorluğunu yaşadınız mı? Beyaz kefenden çok korkarken şimdi anlıyorum ki ölüyü uğurlarken huzur içinde aydınlık içinde yatmanın simgesini taşıdı bende... Ölümü hep beyaz kefenler içinde uğurlarken yaşam kıyısında siyah ve beyaz kefenlere bürünüp, tanımı olmayan gri bir rengin içinde kaybolmanın tanımını bilen var mı Aranızda...

Bendeki tanımı “kurtar bu gidebilecek canını” Yani kendini. Kendinden korkman normaldir. Çünkü sen ne oradasın, nede buradasın... Sen burada kalabilmenin  gri kurşunların savaşındasın... Yaşam tam bir kâbus haline geliyor... İşte siz tam orda bir yaşam ve ölüm savaşı vermektesiniz. Yaşamın zorluğu açlık olmamalı... Yemek yersen bilirsin ki gücün enerjin tekrar gelir ve ayaklarının üstünde durabilirsin... Yaşamın zorluğu annesiz babasız kalmakta olmamalı... Biri size kucak açarsa, şefkat gösterirse, öpüp koklarsa az çok anne baba özlemini gidere bilirsiniz, dertleşirsiniz ve paylaşırsınız... Yaşamın zorluğu ulusal kimliğinizin olmayışı da olmamalı. Bilirsiniz ki bir başka ülkede de o insani haklarına sahip olabilirsiniz... Sadece yasadığınız coğrafyada haksızlıkları kaldıramazsınız ama sonuç olarak direnişiniz sizi ayakta tutandır...

Yaşamanın zorluğu, kafayı sıyırmanız gibi olmanız, bir tek ama bir tek hiç kimsenin sizin çığlıklarınızı duymadan kendi çığlıklarınızdan çıldırmış olmanız ve o an o saniye yok olmak isteyişinizdir. Fakat yok olmak isteyişinizle yok olunmuyormuş. Siz nefes alırken yok edin artık beni çığlıklarınızı hiç duydunuz mu? Yok, olmak bir tek ölüme mahsustur... Ölüme yok olmak geride bırakanlara acı giden cana huzur verir kimileri için. Siz hiç ölüme nöbet tuttunuz mu? Yani hiç olması mümkün olmayan böyle bir durumun bekçisi oldunuz mu? Yani kendinizi ölümden korudunuz mu? Eminim her gün koruyorsunuzdur kendinizi. Karşıdan karşıya geçerken, araba kullanırken, kemerinizi istemeseniz bile takmanız gerekirken, gece geç saate sokakta yürürken sizi birilerinin öldüre bilme korkusundan hızlı hızlı koşarken... Korkularımız ne kadarda çokmuş. Ölümün her an bas ucumuzda olduğunu düşüneceksiniz...

Evet, doğru ama bu birazda kendi elimizde, bunu birazda siz fazlalaştıra bilirsiniz sizin tercihiniz. Ama var olmak kuru kuru yaşamakta değildir elbet. Bende sizin o korkularınızın arasındayım ama benim diğer bir fazla, yaramaz, beni çekemez, yaşamama zaman zaman müsaade edemeyen, yaşamı benden kıskanan... Beni çok yorgun düşüren... Savaşmaktan bıkmış usanmış diğer bir korkum var. Beni tanıyanları zaman zaman korkuttuğumu çok iyi hatırlıyorum... Siz tek bir olum bekliyorsunuz ben ise sayısızca uğurladım kendi ellerimle ölümü kendimden. Kendimize biz kimiz dediğimizde zevklerimizin, renklerimizin kavgasında bulmayalım kendimizi. Bu yüzdende kırmayalım sevdiklerimizi... Sadece saygı gösterelim birbirimize... Biz kimiz derken ruhumuzun, aklımızın bizi nasıl yönlendirdiğini nasıl yönlendirebileceğini, görmüş ve görebilmemiz olmalıyız.

Bunları neden mi anlatıyorum? Bütününde yaşam her koşulda zordur... Demeden de geçemeyeceğim. Sevgide ve sevgisizlikte, varlıkta ve yoklukta, direnmekte ve diretmekte, yaşadığınız neresi olursa olsun bu zorlukları çok iyi bilen biri olduğum halde. Ölüm; davetsiz misafirim olduğu sürece bildiğim çok şey bilmediğim her şey oluyor bazı zamanlar... Sevdikleriniz ne olursa olsun, iyi veya kotu deli veya akıllı, kör, sağır veya topal...

Lütfen ama lütfen kusurlarını yüzlerine vurmayın... Kusurlu olmak insanın en hassas yanıdır. Bu kusuru Allah vergisi olarak kabullenelim.

Siz bakmayın böyle yazdığıma… Sizi belki yazdıklarım, Beni ise yaşadıklarım korkuttu. Hatta bazen hem güldürdü, hem de ağlattı. Aynı anda…

Bu arada hepinizden akıllıyım:) Haberiniz olsun…

Bu yazıyı kendinize bir terapi olarak hediye kabul görün… Biliyorum Aranızda bulananlar var… Buda bir kusur değil. Hayat uğraş gerektiriyor. Bazen çalışarak, bazen de sevişerek… Başkada enerjinizi nasıl tüketeceksiniz. Eminim şimdi bana soru soruyorsunuzdur… Olaylara karışmayın! Benim uğraşım kendimle… Ha bu arada aranızda erken gitmek isteyen olursa unutmayın ki misafirimizsiniz…

 
Etiketler: İNSANI, BAZEN, ISITIYOR…,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Ergani'de Parlayan bir yıldız var
Diyarbakır, Berlin Değil
SİLVAN’IN TARİHÇESİ (1)
AK partide ne değişecek?
Medya, siyaset ve ticaret iç içe
Demokrasi Kavramı
DİCLE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜNÜ ARIYOR!
EĞİTİM İLE ALAKALI BİRKAÇ SORU…
SUÇSUZ BİR GEYİKTİR ‘KOÇERO’…
BÜROKRASİ HASTALIĞI
BAHARDA AŞK BAŞKADIR...
BEN SENİ UNUTMAK İÇİN SEVMEDİM Kİ...
DİYARBAKIR SİLVAN TARİHÇESİ…
GELECEĞİN ZAFERİ BİZİMDİR…
ERBİL İZLENİMLERİ…
KORONAVİRUS ÜZERİNE
DİYARBAKIR CHP İL KONGRESİ İZLENİMLERİ…
DEPREM…
BİR ÇİFTLİK BANK VAKASI!
GECEDEKİ SEN...
SEVGİ İYİLEŞTİRİR.
İNSAN İNSANIN KURDUDUR…
Zaman mı kötü? İnsanlar mı?
Değerli Bir İnsanı / Bir Değeri - Yitirmek
KÖPEKLER VE MEZARLIKLAR
Savaş,kan, gözyaşı
MERHABA
BİR ÇİNGENE KIZIN HÜZNÜDÜR HAYAT
Ne Olmuşsa Olmuş
SAÇLARIMDAN ELLERİNİ ÇEKME SAKIN
Kaş yapayım derken göz çıkarmak...
FARQİN & (SİLVAN)
Kazananlar hep kötüler olur
RENGİN ADI YEŞİL
KÜÇÜK BEDENİN AĞIR YÜKÜ
BAHARDA AŞK BAŞKADIR...
ÇİÇEK DALINDA GÜZEL!
HÜZNÜME MUTLULUK OL!...
Karadeniz İzlenimleri
AŞKIN GİZEMİ
AFRİN Mİ O DA NE?
Cinsel İstismar Ve Türkiye
KIRLANGIÇLAR AŞK İLE ÇIRPAR KANATLARINI
İRAN'DAKİ İÇ KARIŞIKLIKLARIN AMACI NE?
YÜREĞİNDE "NAR" LEKESİ
YAŞAMAK AŞKTAN İBARET
KAYMAKAM DEDİĞİN BÖYLE OLMALI
Tedbirsizlik yaygın olunca, hem sıkıntı olur hem kaza!
Sonbahar ve Sen
3 ay boyunca uyudunuz mu?!
Yeni Eğitim Yılında En Büyük Sorun Öğretmen Açığı
Ne Çok Yitirdik...
Gıda Denetimleri Yapılmalı
Anız (Saman) Yakılmasına "HAYIR" !
ÖDÜLLENDİRİLMESİ GEREKEN SİLVAN CEZALANDIRILIYOR MU…?
İKİNCİ BAHAR'DA AŞK
Hoş Geldin Ey Ramaz-I Şerif
FEN LİSESİ MÜJDESİ
Diyarbakır Eğitiminde kalite dönemi
Aşk için ölüyorum
Sen Gidersen Cané
Yağmur Yüreklim...
İmkansız 'AŞK'
Çevrecilik mi?
Silvan seni asla Unutmayacak...
Bir koltukta 3 müdür!
Yaşamda Saygı, Gazeteciye Sevgi
Sahi eğitimde nerdeyiz?
Cinayetler Şehrinde
Hastane Yatak Sayısı Neden Düşürüldü?
MEŞHUR TAVACI RECEP USTA / RECEP BUDAK
KASIMDA AŞK BAŞKADIR…
İlana Çıkmayan İhale ve Şeffaflık
MUSUL’U DÜNYA KURTARACAK, DÜNYAYI MUSUL
SONHABAR VE YAPRAK
NEDEN VE SONUÇ OLAN 'SEVGİ'
TOPRAK AŞKIN YOLDAŞIDIR
Umudun adı, Fen Lisesi olsun
Mutluluk için savaşmak gerek
Yetimin başını okşamanın bile büyük mükafatı vardır
Sahi STK’lar ne işe yarar?
İş-Kur Rant Kapısı mı?
Gözlerdeki fırtınanın adıdır “Boran”
KENDİNİ ÖLDÜREN YAŞAM
Hasta Çok, Doktor Yok!
GELECEK ELLERİMİZDE
YİTİRİLENİN MEKTUBU
200 Yıl Yaşamak İster misiniz?
"Güneş'in Çocuklarını Üşütmeyelim"
Sur Nere, Toledo Nerde
DOMUZ GRİBİ VE BARIŞIN PANDEMİSİ
Kardeşlik İnsanlıktır
Neyin güvenlik sorunu?
Ölüyorlar...!!!!
Geçmişin karanlığından, geleceğin aydınlığına
-BORAN-
"Yaprak döker bir yanımız Bir yanımız kan reva içinde"
Bu bir sel felaketi değil!
Okullarda Eğitim Yok Mu?
Savaş ve Aşk
2015 SİLVAN SESİZLİĞİN ÇIĞLIGI VE SAVAŞA HAYIR DİYEN ÇOCUKLAR
MEDYA FARELERİ İŞ BAŞINDA
SİLVAN SAVAŞ ALANI GİBİ...
KÜRTLER NE İSTİYOR?
BAŞKASI AÇKEN TOK YATMAK…
NEDEN SAVAŞ NEDEN KAN?
IŞİD VE TÜRKİYE
SİLVAN DERT KÜPÜ!...
SİLVAN UÇURUMA DOĞRU SÜRÜKLENİYOR
SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞI
SİLVAN KİMLERE EMANET!...
İMAM YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ OLURSA
SANDIKTAN HDP ÇIKTI
SANDIKTAN HDP ÇIKTI
SİLVAN’DA TACİZ OLAYI
YİNE YENİ YENİDEN SEÇİM!... (2)
YİNE YENİ YENİDEN SEÇİM!...
Bölge Susuz Kalacak!
Kaya gibi Adam
GÜNEYDOĞU’DA KADIN OLMAK!
Hırsız Kim?
Işte örnek işletmeci
“Dok-tor-suz Hastane“
İYİLİK-SAĞLIK
Ortadoğu'da Kaygan Zemin
İŞİD DECCAL mi?
DAĞLAR EZGİLERİ DİNLEDİ!
Cezaevi Ölümevi Olmasın !
BİRLİK(TE) ÖZGÜR YAŞAM
İstiklal Marşı Direnişi mi, yoksa tayin telaşı mı?
Vatandaş Ödeyemez, Esnaf Tahsil Edemez
Geleceği aydınlatan KİTAPLAR
BAHARLA DİRİLEN GÜNLER
1 Mayıs'ta çalışıyorum.
HEWLÊR
LEHÎ Bİ LEHÎ SEFERBERî
Silvan'ın lidere değil, Yöneticiye ihtiyacı var
BDP'nin Seçim Zaferi
ÖZLENEN SİLVAN
AKBABALAR ÜŞÜŞTÜ!...
Kültür Emperyalizminin Toplum Üzerindeki Etkisi
Seçim Geliyooooor
HASRETİMSİN…
UMUDUN UMUDUM OLSUN…
RÜZGAR EKEN, FIRTINA BİÇER!
EĞİTİMDE GELİNEN SON NOKTA…
DİCLE’DE AŞK VE SU
AŞK SEN NELERE KADİRSİN...
YERELDEN GENELE HEP TUFAN…
YAŞAM NEDİR?
SONBAHARDAKİ YAPRAK DÖKÜMÜ...
ARAMAMAMI İSTİYORSAN...
Ben, artık BİR ACAYİP ADAMIM…
SİLVANLI OLMAK
KUYRUĞA GEL VATANDAŞ!
MAKSAT AĞZIMIZ TATLANSIN
SİLVAN'A BAŞKAN ARIYOR...
DEMOKRATİKLEŞTİK Mİ ACABA?
ÖYLE ÖZLEDİM Kİ SENİ?
DENİZLERDE ESEN AŞK HAVASI
BİR BAYRAM SABAHI
Bırakın İki Yüzlü Dolaşmayı...
O Adama Benzemek…
ÇOCUKLUĞUMUN RAMAZANLARI...
MUTLULUĞUN RESMİ
KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNE BAK!...
SANA KIYAMADIĞIM İÇİN KENDİME KIYAMADIM…
GÖZLERİN…
HUZURUN ÖTESİNDE BİR YER
BİR MEKTUP
BİR BÜROKATIN BAŞARISI
BU AŞKIN TARİFİ SENDE
SİLVAN’A GÖSTERİLEN ÖZEN
KANDAKİ ZEHİR
KALDIRIM İŞGALİ CAN ALDI
MAVİ MARMARA OLAYI VE İSRAİL
NEVROZUN BARIŞA UZANAN ELİ
BARIŞA YAKIN OLMAK
DİKENLİ GÜLLER
SİLVAN’IN DEĞİŞEN YÜZÜ
SİLVANLI OLMAK
ÇİÇEKLER SOLMASIN
Engelsiz Bir Yaşam!...
‘Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz’
İNSANIN İNSANA YANMASI…
YENİDEN YAŞAYALIM...
Neye Göre Pazarlık Usullü ve Doğrudan Temin
Okulda Ne Giyeceğim ?
MEDENİYETLER ÜLKESİNDE YAŞAM (!)
Tarihi Diyarbakır ve Spor
KARANLIĞIN GÖLGESİ İSYANIM
10. Gurur Yılımızdan Merhaba
İLAV.GOV.TR

Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Alanyaspor
13
0
0
1
4
5
2
Fenerbahçe
11
0
0
2
3
5
3
Fatih Karagümrük
8
0
1
2
2
5
4
Antalyaspor
8
0
1
2
2
5
5
Kasımpaşa
8
0
2
2
2
6
6
Hatayspor
7
0
1
1
2
4
7
Sivasspor
7
0
1
1
2
4
8
Galatasaray
7
0
2
1
2
5
9
BB Erzurumspor
7
0
1
1
2
4
10
Göztepe
7
0
1
4
1
6
11
Kayserispor
6
0
3
0
2
5
12
Konyaspor
6
0
0
3
1
4
13
Çaykur Rizespor
5
0
2
2
1
5
14
Trabzonspor
5
0
2
2
1
5
15
Yeni Malatyaspor
5
0
2
2
1
5
16
Denizlispor
5
0
2
2
1
5
17
Başakşehir FK
4
0
3
1
1
5
18
Gençlerbirliği
4
0
2
1
1
4
19
Beşiktaş
4
0
2
1
1
4
20
Gaziantep FK
4
0
1
4
0
5
21
MKE Ankaragücü
1
0
3
1
0
4
Arşiv
Haber Yazılımı