Yazı Detayı
12 Temmuz 2013 - Cuma 17:27 Bu yazı 1108 kez okundu
 
ÇOCUKLUĞUMUN RAMAZANLARI...
İhsan YILMAZ
İhsanyilmaz_761@hotmail.com
 
 

Ben çok özledim çocukluğumu, çocukluğumun Ramazanlarını. Bayramları söylerler hep tamam, o bayram sabahları ayrı keyiftir ama ben ramazan sofralarını, o güzel bereketli ayın tertemiz duygularla, şefkat dolu insanlarını özledim.

Gün boyu süren hummalı bir koşuşturma sonunda, karşı caminin ışıklarını beklemek düşerdi benim payıma. Sofra hazırdı, her ne hikmetse sofrada yok yoktu. Çözemediğim bir bereket, çözemediğim bir tat olurdu sofrada. Taş fırının odun ateşinde pişen o mis kokulu pideleri, sofranın baş köşesinde yerini alırdı. Dumanı hala yüzümde o sıcacık canım pidelerin. Sıraya girip kuyrukta beklemek ne şenlikti. Asırlarca o kuyrukta bekleyebilirdim sanırım. Cami ışıklarını vatanı için nöbet tutan asker ciddiyetinde beklerdim.'Yandımı Allaahh'diye avazım çıktığı kadar bağırır, bir yandan da sofraya koşardım, yandıı yandıııı.Belediye uzun uzun siren çalardı. Biraz gecikince de Nazım abi diye bağırıverirdim. Gün boyu yanmayan ışıklar 'yandıııı!' oysa bu ramazan ne sirenler çaldı, nede Kararbehlüle Bey Camisinin ışıkları yandı. Bir hüzün bir yitirmişlilik hissettim yüreğimin taa derinliklerinde. Ama o sofralardaki lezzet, unutulmayacak yemek kültürümüz ve ramazan geleneği devam ediyor. Bir telaş bir koşuşturmacayla, alış-verişimizi yaptıktan sonra evin yolunu tutup, heyecanla yoldan geçenleri tatlı bir tebessümle selamlıyorum. Nefes nefese sofraya oturup ailedeki herkesin tek tek yüzüne bakardım. Yüzlerindeki huzuru, gözlerindeki mutluluğu görürdüm. Herkes böylemiydi bilmem ama, ben her ramazan iftar sofrasın da aileme daha bir bağlanır ve onlar için Yüce ALLAH' a şükrederdim. Onlar benim canım AİLEM... Evimiz şu anda abimin oturduğu ev. Annemlerle otururduk, evin önü bahçeliydi, uzunca bir bahçe, çocukluğumun içinde geçtiği yemyeşil bahçemiz. Her zaman bahsederim; bahçe ağaçlarla ve kuş sesleriyle doluydu. Oysa şu an oturduğum evin ne bahçesi ne yeşili nede ötüşen kuşları var. O eski evden en çok hatırladığım; pencere de oturup bahçeyi ve yolu seyredebilmemdi. Camları Heidi'nin evinin olduğu gibi tahtadandı. Dışarı doğru açılırdı ve mis gibi taze hava dolardı o taş ev. Isındım mı fırın gibi saatlerce sıcak, soğuduğunda ise kış ortasında çıplak kalmışsın gibi seni üşüten bir evdi o ev. Yıkılırken çok üzülmüştüm. Şimdi oturduğumuz eve taşınmak beni hiç mi hiç sevindirmemişti. Ama annemin bu eski eve daha fazla dayanacak gücü kalmamıştı. Ev yıkılınca oturduğum evin önü açıldı. Babam eski toprak evimizin yerine beton yığını dikmişti. Babam bahçede çalışmayı çok severdi, bende hep onunla bahçede çalışırdım. Bahçede şimdi sebze yetiştirmesekte eskiden her türlü sebze bizim bahçede yetişirdi.

Ben sabah kahvaltılarında dalından domates,taze nane,maydanoz koparıp ekmeğimin arasına peynirle katar, afiyetle yerdim. O lezzeti bu gün mumla arayacağımı bilseydim; doysam da döner bir daha, bir daha yerdim. Annem bahçedeki erik iyice olgunlaşınca toplar, ramazanda kaynatır hoşaf yapardı. Tarhana, salça, turşu derken biterdi mevsimine göre. Bizim eve eskiden erzak çuvallarla girerdi. Amcamlarla paylaşılırdı, daha hesaplı olurmuş. Eskiden mahalleye kamyonetler gelirdi içinde patates, soğan torbalarla satılırdı. Kadınlar o küçük kamyoneti sarar;ısmarladıkları çuvallarla patatesi, soğanı taşırlardı ama gözleri de diğer kadınların erzakın da olurdu.

"Aaaaaa! filanca ne öyle kız on kilo almış, onun kimi var ki?" veya "Aaaa! Ayşe hanım yazık, yirmi kilo almış .Eeee nede olsa damat işsiz, oğlu işsiz. Kadın hepsine bakıyor yazık.""güle güle yiyin komşu",Allah ağız tadıyla yemek nasip etsin huuuuu!" ve daha neleeer neleeer.Ramazan sofralarının bir başka güzel yanı; kahvaltılık konurdu o sofraya. Ben buna bayılırdım. Zeytinyağlı salata, örüklü peynir ve pul biberle limonla terbiye edilmiş zeytinler, bahçedeki incirden reçel ve taş fırının odun ateşinde pişen pidesi. Ohhh! "Yemede yanında yat" derler ya; aynen öyle. Sonra mis gibi sıcacık çorba eksik olmaz sofradan. Ardından karınca kararınca yemekler. Ama ille de pilav yoksa makarna oda yoksa börek şart. Olmazsa doyulmaz. Sanki oruç açılınca düğün bayram. Yemek üstüne tatlılar, meyveler, çerezler taa ki sahura dek. Yine sahur sofrası bereketi, güzelliği.  Ancak bu kez biraz daha hafif mütevazi çeşitler. Malum uykuya devam edilecek. Hangi yıldı bilmiyorum annemler beni amcamlara bıraktı. Amcamlar bahçe içinde bir evde otururdu. Bahçe alanının iki kapısı vardı. Biri sokak arasından caddeye çıkıyordu, diğeri ise mezarlık ve arka sokağa çıkıyordu. O mahalleyi, o güzel insanları şimdi görmek imkansız.

 

Yaşanılmışlıklar tıpkı birer öyküydü sanki. Çünkü her birinin insanın ve mahalle ayrı ayrı bir öykü dü, bal tadın da hikayeler benim için. Neyse ramazandı. Salih dayının oğlu Hacı, Alişan dayının oğlu Abdullah, İzzettin dayının oğlu Ahmet,ben, mahalleden M.Ali dayının oğlu Nurettin ile doğruca Selahattini Eyübi Camiine teravi namazına gittik. Tabi bunca genç bir arada gürültüsüz, patırtısız olur mu hiç? Olmadı. En küçükleri bendim Hacı'nın kolunu çekiştirip" ne yapacağız ben bilmiyorum" dedim. "Bana teravi namazı kılacağız, sen bana bak, ben yattıkça yat, kalktıkça kalk ve bildiğin duaları oku. Sonra ben sana ne dualar okunacaksa öğretirim."dedi müezzin hacıcık. Velhasıl sıra sıra oturduk "uyduk imama" diyerek bendeniz başladım göz ucuyla Hacı"yı takip ederek yatıp kalkmaya. Kendimi çok aptal gibi hissetmiştim ve bir o kadarı da huzurlu. Gecenin bir vakti abim köşeden çıkınca anlıyorduk ki sahur olmuş. Evde bir hummalı telaş daha. Abim terzide çalışıyordu hep geç saatlerde eve geliyordu. Ben o yediğim yemeklerin lezzetini, edilen sohbetlerin bal tadını hala damağımda hissederim. Hala o güzellikleri bu gün gibi hatırlar, anarım kendi adıma. Hacı'yı arar, Ahmet'i arar anımsarız o güzelim günleri, hepsi ayrı ayrı şehirlerde yaşarla sadece Doğan'la çok yakınız halen eskileri konuşur ve Doğan'ın yüreğimdeki yeri bir başkadır. Şimdi iftar vakti mesai saatine denk geliyor. Allah razı olsun iş yerinin sağladığı olanaklarla iftar yapıyoruz. Pide var, kahvaltılık var, çorba var, yemek var menüde. Ama tat aynı değil, sohbet aynı değil. O kadar dalıp gitmişiz ki bu dünyanın çarkına; hiç bir şey eski güzelliğinde değil. Sadece sıradan ve öylesine akıp gidiyor. Hele bide büyüyüp yüreğin sevgiyle dolmuşsa, sevdiklerinden uzakta olmak nasıl mutsuzluk veriyorsa ramazanda da sevdiğinde uzak oruç tutmak seni mutlu edemiyor. Sen ancak sevdiğinin yanındaysan tüm mutlulukları bir arada yaşarsın.



Uykum bölünmesin diye, artık sahura kalkmıyorum çoğu zaman. Rahatsızlıklarım olduğu içinde bazen oruç tutamıyorum. Oysa sevdiklerinle birlikte ölüm düşeğinde olsan yine tutarsın çünkü mutluluk seni dinç tutuyor.

Şimdilerde ise Cami ışıklarına bakarım kimi zaman "yanıyorlar" diye haber verecek kimse yok. Bir gün yine aynı bahçede bir sofra kursak diyorum. Aramızda olmayanlar için de bir tabak koysak. Allah ne verdiyse getirsek evden. Ben taş fırının odun ateşinde pişen pideler için beklerim saatlerce kuyrukta, söz. Sonra caminin ışıklarına da bakarım yanana dek. Olur mu dersiniz? Sizler işinizden gücünüzden kopup gelebilir misiniz? Biz o günleri hep beraber anabilir miyiz? Ben çok özledim çocukluğumu, çocukluğumun Ramazanlarını. Ve sevgili seni, ya sen beni özledin mi?

Bayramları anlatırlar hep tamam o bayram sabahları da ayrı keyiftir ama ben ramazan sofralarını, o güzel bereketli ayın tertemiz duygularla şefkat dolu, sevgi dolu insanlarını özledim. Bu Ramazan o bahçede olmasa da gönül bahçemde kocaman bir sofra kuracağım. Elimden geleni sofraya koyacağım. Gönlümden geçenleri buyur edeceğim. Benimle o sofraya oturur musunuz? Gülüm. Sizler de böylesi izler bırakan dostlarınızı arayın vakit geç olmadan, bir simit dahi olsa paylaşın, sevginizi katın. Çocukluğumuzun bal tatları aslında bizim dostluklarımız da saklı. Bana çok şey katan o günlere ve kahramanlarına...
"TEŞEKKÜR" ederim.

 

 
Etiketler: ÇOCUKLUĞUMUN, RAMAZANLARI
Yorumlar
Diğer Yazılar
Kazananlar hep kötüler olur
RENGİN ADI YEŞİL
KÜÇÜK BEDENİN AĞIR YÜKÜ
BAHARDA AŞK BAŞKADIR...
ÇİÇEK DALINDA GÜZEL!
HÜZNÜME MUTLULUK OL!...
Karadeniz İzlenimleri
AŞKIN GİZEMİ
AFRİN Mİ O DA NE?
Cinsel İstismar Ve Türkiye
KIRLANGIÇLAR AŞK İLE ÇIRPAR KANATLARINI
İRAN'DAKİ İÇ KARIŞIKLIKLARIN AMACI NE?
YÜREĞİNDE "NAR" LEKESİ
YAŞAMAK AŞKTAN İBARET
KAYMAKAM DEDİĞİN BÖYLE OLMALI
Tedbirsizlik yaygın olunca, hem sıkıntı olur hem kaza!
Sonbahar ve Sen
3 ay boyunca uyudunuz mu?!
Yeni Eğitim Yılında En Büyük Sorun Öğretmen Açığı
Ne Çok Yitirdik...
Gıda Denetimleri Yapılmalı
Anız (Saman) Yakılmasına "HAYIR" !
ÖDÜLLENDİRİLMESİ GEREKEN SİLVAN CEZALANDIRILIYOR MU…?
İKİNCİ BAHAR'DA AŞK
Hoş Geldin Ey Ramaz-I Şerif
FEN LİSESİ MÜJDESİ
Diyarbakır Eğitiminde kalite dönemi
Aşk için ölüyorum
Sen Gidersen Cané
Yağmur Yüreklim...
İmkansız 'AŞK'
Çevrecilik mi?
Silvan seni asla Unutmayacak...
Bir koltukta 3 müdür!
Yaşamda Saygı, Gazeteciye Sevgi
Sahi eğitimde nerdeyiz?
Cinayetler Şehrinde
Hastane Yatak Sayısı Neden Düşürüldü?
MEŞHUR TAVACI RECEP USTA / RECEP BUDAK
KASIMDA AŞK BAŞKADIR…
İlana Çıkmayan İhale ve Şeffaflık
MUSUL’U DÜNYA KURTARACAK, DÜNYAYI MUSUL
SONHABAR VE YAPRAK
NEDEN VE SONUÇ OLAN 'SEVGİ'
TOPRAK AŞKIN YOLDAŞIDIR
Umudun adı, Fen Lisesi olsun
Mutluluk için savaşmak gerek
Yetimin başını okşamanın bile büyük mükafatı vardır
Sahi STK’lar ne işe yarar?
İş-Kur Rant Kapısı mı?
Gözlerdeki fırtınanın adıdır “Boran”
KENDİNİ ÖLDÜREN YAŞAM
Hasta Çok, Doktor Yok!
GELECEK ELLERİMİZDE
YİTİRİLENİN MEKTUBU
200 Yıl Yaşamak İster misiniz?
"Güneş'in Çocuklarını Üşütmeyelim"
Sur Nere, Toledo Nerde
DOMUZ GRİBİ VE BARIŞIN PANDEMİSİ
Kardeşlik İnsanlıktır
Neyin güvenlik sorunu?
Ölüyorlar...!!!!
Geçmişin karanlığından, geleceğin aydınlığına
-BORAN-
"Yaprak döker bir yanımız Bir yanımız kan reva içinde"
Bu bir sel felaketi değil!
Okullarda Eğitim Yok Mu?
Savaş ve Aşk
2015 SİLVAN SESİZLİĞİN ÇIĞLIGI VE SAVAŞA HAYIR DİYEN ÇOCUKLAR
MEDYA FARELERİ İŞ BAŞINDA
SİLVAN SAVAŞ ALANI GİBİ...
KÜRTLER NE İSTİYOR?
BAŞKASI AÇKEN TOK YATMAK…
NEDEN SAVAŞ NEDEN KAN?
IŞİD VE TÜRKİYE
SİLVAN DERT KÜPÜ!...
SİLVAN UÇURUMA DOĞRU SÜRÜKLENİYOR
SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞI
SİLVAN KİMLERE EMANET!...
İMAM YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ OLURSA
SANDIKTAN HDP ÇIKTI
SANDIKTAN HDP ÇIKTI
SİLVAN’DA TACİZ OLAYI
YİNE YENİ YENİDEN SEÇİM!... (2)
YİNE YENİ YENİDEN SEÇİM!...
Bölge Susuz Kalacak!
Kaya gibi Adam
GÜNEYDOĞU’DA KADIN OLMAK!
Hırsız Kim?
Işte örnek işletmeci
“Dok-tor-suz Hastane“
İYİLİK-SAĞLIK
Ortadoğu'da Kaygan Zemin
İŞİD DECCAL mi?
DAĞLAR EZGİLERİ DİNLEDİ!
Cezaevi Ölümevi Olmasın !
BİRLİK(TE) ÖZGÜR YAŞAM
İstiklal Marşı Direnişi mi, yoksa tayin telaşı mı?
Vatandaş Ödeyemez, Esnaf Tahsil Edemez
Geleceği aydınlatan KİTAPLAR
BAHARLA DİRİLEN GÜNLER
1 Mayıs'ta çalışıyorum.
HEWLÊR
LEHÎ Bİ LEHÎ SEFERBERî
Silvan'ın lidere değil, Yöneticiye ihtiyacı var
BDP'nin Seçim Zaferi
ÖZLENEN SİLVAN
AKBABALAR ÜŞÜŞTÜ!...
Kültür Emperyalizminin Toplum Üzerindeki Etkisi
Seçim Geliyooooor
HASRETİMSİN…
UMUDUN UMUDUM OLSUN…
RÜZGAR EKEN, FIRTINA BİÇER!
EĞİTİMDE GELİNEN SON NOKTA…
DİCLE’DE AŞK VE SU
AŞK SEN NELERE KADİRSİN...
YERELDEN GENELE HEP TUFAN…
YAŞAM NEDİR?
SONBAHARDAKİ YAPRAK DÖKÜMÜ...
ARAMAMAMI İSTİYORSAN...
Ben, artık BİR ACAYİP ADAMIM…
SİLVANLI OLMAK
KUYRUĞA GEL VATANDAŞ!
MAKSAT AĞZIMIZ TATLANSIN
SİLVAN'A BAŞKAN ARIYOR...
DEMOKRATİKLEŞTİK Mİ ACABA?
ÖYLE ÖZLEDİM Kİ SENİ?
DENİZLERDE ESEN AŞK HAVASI
BİR BAYRAM SABAHI
Bırakın İki Yüzlü Dolaşmayı...
O Adama Benzemek…
MUTLULUĞUN RESMİ
KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNE BAK!...
SANA KIYAMADIĞIM İÇİN KENDİME KIYAMADIM…
GÖZLERİN…
HUZURUN ÖTESİNDE BİR YER
BİR MEKTUP
BİR BÜROKATIN BAŞARISI
BU AŞKIN TARİFİ SENDE
SİLVAN’A GÖSTERİLEN ÖZEN
KANDAKİ ZEHİR
KALDIRIM İŞGALİ CAN ALDI
MAVİ MARMARA OLAYI VE İSRAİL
NEVROZUN BARIŞA UZANAN ELİ
BARIŞA YAKIN OLMAK
DİKENLİ GÜLLER
SİLVAN’IN DEĞİŞEN YÜZÜ
SİLVANLI OLMAK
ÇİÇEKLER SOLMASIN
Engelsiz Bir Yaşam!...
‘Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz’
İNSANIN İNSANA YANMASI…
YENİDEN YAŞAYALIM...
Neye Göre Pazarlık Usullü ve Doğrudan Temin
Okulda Ne Giyeceğim ?
MEDENİYETLER ÜLKESİNDE YAŞAM (!)
Tarihi Diyarbakır ve Spor
KARANLIĞIN GÖLGESİ İSYANIM
10. Gurur Yılımızdan Merhaba
İLAV.GOV.TR

Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Akhisarspor
0
0
0
0
0
0
2
Trabzonspor
0
0
0
0
0
0
3
Sivasspor
0
0
0
0
0
0
4
MKE Ankaragücü
0
0
0
0
0
0
5
Medipol Başakşehir
0
0
0
0
0
0
6
Kayserispor
0
0
0
0
0
0
7
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
0
8
Göztepe
0
0
0
0
0
0
9
Galatasaray
0
0
0
0
0
0
10
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
0
11
Çaykur Rizespor
0
0
0
0
0
0
12
Bursaspor
0
0
0
0
0
0
13
BŞB Erzurumspor
0
0
0
0
0
0
14
Beşiktaş
0
0
0
0
0
0
15
Atiker Konyaspor
0
0
0
0
0
0
16
Antalyaspor
0
0
0
0
0
0
17
Alanyaspor
0
0
0
0
0
0
18
Yeni Malatyaspor
0
0
0
0
0
0
Arşiv
Anketler
Silvan'da Fen Lisesi Olsun mu?
Haber Yazılımı