Yazı Detayı
23 Şubat 2017 - Perşembe 17:16 Bu yazı 372 kez okundu
 
Çevrecilik mi?
İhsan YILMAZ
İhsanyilmaz_761@hotmail.com
 
 

Bu hafta sizlerle ilçemizde kriz haline gelen çarpık kentleşme sorunu ve buna karşı gelişen çevreci bilincinin bilinçsizlik yaratan halini paylaşmak istiyorum.

 

Tarihte sosyal ve ekonomik alanda önemli sonuçlara yol açan endüstrileşme, insan açısından olumlu gelişmeler sağlamakla birlikte kimi olumsuz sonuçları da beraberinde getirmiştir. Endüstrileşmenin olumsuz sonuçları, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası bilimsel ve teknoloji alanında sağlanan ilerlemelerin yanlış politikalarla birleşmesi sonucu, kendisini daha çok doğanın kirlenmesi şeklinde göstermeye başlamıştır. Endüstri toplumunda çevresel duyarlılığın etkin bir devlet politikası haline getirilememesi, çevrenin hızla tahrip olmasına yol açmıştır. Modernleşme süreci içinde olan ülkelerde ise en önemli gelişmelerden biride kentleşmedir. Kentleşme son 200 yılın en önemli olgularından biri olmuştur. Sanayi devrimi ile birlikte ortaya çıkan makine teknolojisi gelişen fabrika ve ulaşım sistemleri, bunların sağladığı kolaylıklar ve zorunluluklar büyük miktarda nüfusun topraktan kopmasına yol açmış, ortaya çıkan bu nüfus hareketleri kentleşme olgusunu yaratmıştır.

Yakılan yıkılan kırsal yaşam alanları, üretimden koparılıp ayakta durma telaşı içinde kendini kentte bulan köy halkının yaşadığı bunalım, giderek tükenen yeşil alanlar, kuraklık ve benzeri daha birçok tespit yapılabilir. sonuç ise ekosistemin geri dönüşü imkansız tahribatı.  böylece dünyanın geleceğini tehdit eden bir çevre krizi ortaya çıkmıştır.

Bu kriz karşısında gelecekteki yaşamımızla ilgili kaygılar taşımamıza, buna alternatifler düşünmemize ve bu kötü gidişata dur dememizin zemini yaratmıştır. Bu zeminde ise çeşitli çevreci ve yeşil hareketlerin doğuşuna ortam hazırlamış ve 1980’li yıllardan sonra yukarıda belirtildiği gibi, küreselleşme sürecinin de etkisiyle, kolektif kimlik bazında çevreci hareketler ortaya çıkmıştır.

Çevreci hareketler, aşırı nüfus artışı, hava ve su kirliliği, canlı türlerinin ortadan kalkması, ormanların ve toprağın bozulması, bitki ve hayvan türlerinin ortadan kalkması, doğal kaynakların dengesiz kullanımı gibi çevre sorunlarına karşı bir tepki olarak doğmuştur.

Greenpeace, WWF gibi küresel çevreci kuruluşlardan bahsedilebileceğimiz gibi; ulusal, bölgesel ve yerel çevreci örgütlerden de bahsedilebiliriz. Ülkemizde TEMA, Doğal Hayatın Korunması Vakfı gibi kuruluşlar ulusal çevreci kuruluşlara örnek oluştururken, HES karşıtı, nükleer enerji karşıtı örgütler yerel örnekleri oluşturur. Bunlar daha çok, yerel çaptaki bir sorun karşısında, yerel halkın öncülüğünde, kendiliğinden gelişen, kurumsal olmayan bir yapıya sahiptir. Çevreci hareketlerin bir kısmı ise, taleplerini parlamentolarda rahatça dile getirebilmek için parti çatısı altında örgütlenmiştir.

Çevreci hareketler, taleplerini iktidara/yönetime iletebilmek veya tepkilerini ortaya koyabilmek için çeşitli yol ve yöntemlere başvurmuşlardır. Çevreci hareketlerin protesto yöntemleri arasında, yürüyüşler, gösteriler, oturma eylemleri, imza kampanyaları, boykotlar sayılabilir. Bunların dışında çevreci hareketler, tüketicileri çevre dostu ürünlerin kullanılması yönünde teşvik etme, medyayı harekete geçirme, lobicilik, sivil itaatsizlik ve ekotaj gibi yöntemlere başvurmuşlardır.

Çevre ve çevreci hareketlerin çıkış noktası kısaca bu yöndeyken, bizdeki durumların farklı seyrettiği yada bu olayı yanlış anladığımız sorunsalını sorgulamamız gerektiği yüzümüze çarpmaktadır. Çocukluğumdan beri yaşadığım, tarihi kültür kenti, medeniyetler beşiği dediğimiz, yeşil Silvan dediğimiz, şuan ki beton ilçemizde; kömür ve fosil yakıt kullanımının artması ile yoğunlaşan çevre kirliliği, çarpık yapılaşma, çılgın sulamadan kaynaklı toprağın kireçlenmesi, yer altı su varlıklarının çekilmesiyle yedi çeşmesi olan ilçemizde susuzluğun yaşanması, barajların etkisiyle yağış düzensizliği gibi bir ton sorun ortaya koyabiliriz. 

Bunların en çirkin ve can alıcı noktası ise betonarme yapıların gün geçtikçe ve denetimsiz bir şekilde artması.

Hem şehirlerde hem de köylerde yapılaşma felaket bir durumda. Çevreyi bu felakete sürüklemede sorumluluk hem devlette hem de vatandaşa ait. Devlet bir yandan kendi binalarını yıllardan beri şehircilik standartlarına, çevreye ve doğaya uyumsuz yaparken diğer yandan vatandaşı güzel, doğaya uyumlu yapılaşmaya teşvik konusunda ve yapılaşmayı denetim noktasında üzerine düşeni yapmadı.

 Vatandaş ise doğal olarak denetim olmayınca ev yapma konusunda bildiğini okudu. Ancak bildiğini okuma noktasında, eski kuşaklara haksızlık yapmama adına, onlarla yeni kuşak nesilleri yani kendimizi ayırmamız gerekiyor. Çünkü dedelerimiz, nenelerimiz evini yaparken şaşılacak derecede estetik, güzel, doğayla barışık yapmış. Peki ya biz? Tabiri caizse gecekondu gibi, yangından mal kaçırır gibi, çirkin, plansız, betonarme evler yapmışız ve yapmaya devam ediyoruz.

 Vatandaşa ‘neden böyle ev yapıyorsunuz be mübarek’ diye sorduğum zaman bahane olarak en çok arazi kıtlığından dolayı böyle ev yaptıklarını söylüyorlar. Tabi bunu bahçelerin içinde yükselen on beş, on altışar ve on dozu katlı evler için söylüyorlar. Her ne kadar bu gelişmiş devletlerde kabulü imkânsız bir bahane olsa da biz kabul ettiğimizi varsayalım. Peki çirkin, beton evlere ne demeli?

Vatandaş estetikten yoksun bir şekilde betonarme evlerini yapmaya devam ediyor. Şehir bir kanser gibi büyüyor ve önüne düşen bütün doğal yaşam alanlarını imha ediyor.

Tam da bu noktada kendine çevreci diyen kişi, kurum ve topluluklara baktığımızda; ormanları yara yara beton döküp, bina dikerken hobi bahçesi imkanı sunup doğaseverlik adı altında saçmalamaları, Çevreci geçinen TEMA vakfının milyonlarca ağaç dikip bölgede cayır cayır yanan ormanlara sessiz kalması, her rengi, her yapısı, her caddesi, binalarının her katı aynı tip toki hapis şehirleri örnek gösterilebilir.

İsmi ne olursa olsun herhangi bir kente yaşayan insana o kentin yurttaşı diyebilmemiz için görevimiz;  Kentimizin özünü, doğasını, tarihini, kültürünü, varlığını, geçmişini koruyup geleceğe miras olarak bırakmaktır. Çevrecilik varlık gösterecekse bu temelde olmalı.

Saygılar…

 
Etiketler: Çevrecilik, mi
Yorumlar
Diğer Yazılar
Kazananlar hep kötüler olur
RENGİN ADI YEŞİL
KÜÇÜK BEDENİN AĞIR YÜKÜ
BAHARDA AŞK BAŞKADIR...
ÇİÇEK DALINDA GÜZEL!
HÜZNÜME MUTLULUK OL!...
Karadeniz İzlenimleri
AŞKIN GİZEMİ
AFRİN Mİ O DA NE?
Cinsel İstismar Ve Türkiye
KIRLANGIÇLAR AŞK İLE ÇIRPAR KANATLARINI
İRAN'DAKİ İÇ KARIŞIKLIKLARIN AMACI NE?
YÜREĞİNDE "NAR" LEKESİ
YAŞAMAK AŞKTAN İBARET
KAYMAKAM DEDİĞİN BÖYLE OLMALI
Tedbirsizlik yaygın olunca, hem sıkıntı olur hem kaza!
Sonbahar ve Sen
3 ay boyunca uyudunuz mu?!
Yeni Eğitim Yılında En Büyük Sorun Öğretmen Açığı
Ne Çok Yitirdik...
Gıda Denetimleri Yapılmalı
Anız (Saman) Yakılmasına "HAYIR" !
ÖDÜLLENDİRİLMESİ GEREKEN SİLVAN CEZALANDIRILIYOR MU…?
İKİNCİ BAHAR'DA AŞK
Hoş Geldin Ey Ramaz-I Şerif
FEN LİSESİ MÜJDESİ
Diyarbakır Eğitiminde kalite dönemi
Aşk için ölüyorum
Sen Gidersen Cané
Yağmur Yüreklim...
İmkansız 'AŞK'
Silvan seni asla Unutmayacak...
Bir koltukta 3 müdür!
Yaşamda Saygı, Gazeteciye Sevgi
Sahi eğitimde nerdeyiz?
Cinayetler Şehrinde
Hastane Yatak Sayısı Neden Düşürüldü?
MEŞHUR TAVACI RECEP USTA / RECEP BUDAK
KASIMDA AŞK BAŞKADIR…
İlana Çıkmayan İhale ve Şeffaflık
MUSUL’U DÜNYA KURTARACAK, DÜNYAYI MUSUL
SONHABAR VE YAPRAK
NEDEN VE SONUÇ OLAN 'SEVGİ'
TOPRAK AŞKIN YOLDAŞIDIR
Umudun adı, Fen Lisesi olsun
Mutluluk için savaşmak gerek
Yetimin başını okşamanın bile büyük mükafatı vardır
Sahi STK’lar ne işe yarar?
İş-Kur Rant Kapısı mı?
Gözlerdeki fırtınanın adıdır “Boran”
KENDİNİ ÖLDÜREN YAŞAM
Hasta Çok, Doktor Yok!
GELECEK ELLERİMİZDE
YİTİRİLENİN MEKTUBU
200 Yıl Yaşamak İster misiniz?
"Güneş'in Çocuklarını Üşütmeyelim"
Sur Nere, Toledo Nerde
DOMUZ GRİBİ VE BARIŞIN PANDEMİSİ
Kardeşlik İnsanlıktır
Neyin güvenlik sorunu?
Ölüyorlar...!!!!
Geçmişin karanlığından, geleceğin aydınlığına
-BORAN-
"Yaprak döker bir yanımız Bir yanımız kan reva içinde"
Bu bir sel felaketi değil!
Okullarda Eğitim Yok Mu?
Savaş ve Aşk
2015 SİLVAN SESİZLİĞİN ÇIĞLIGI VE SAVAŞA HAYIR DİYEN ÇOCUKLAR
MEDYA FARELERİ İŞ BAŞINDA
SİLVAN SAVAŞ ALANI GİBİ...
KÜRTLER NE İSTİYOR?
BAŞKASI AÇKEN TOK YATMAK…
NEDEN SAVAŞ NEDEN KAN?
IŞİD VE TÜRKİYE
SİLVAN DERT KÜPÜ!...
SİLVAN UÇURUMA DOĞRU SÜRÜKLENİYOR
SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞI
SİLVAN KİMLERE EMANET!...
İMAM YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ OLURSA
SANDIKTAN HDP ÇIKTI
SANDIKTAN HDP ÇIKTI
SİLVAN’DA TACİZ OLAYI
YİNE YENİ YENİDEN SEÇİM!... (2)
YİNE YENİ YENİDEN SEÇİM!...
Bölge Susuz Kalacak!
Kaya gibi Adam
GÜNEYDOĞU’DA KADIN OLMAK!
Hırsız Kim?
Işte örnek işletmeci
“Dok-tor-suz Hastane“
İYİLİK-SAĞLIK
Ortadoğu'da Kaygan Zemin
İŞİD DECCAL mi?
DAĞLAR EZGİLERİ DİNLEDİ!
Cezaevi Ölümevi Olmasın !
BİRLİK(TE) ÖZGÜR YAŞAM
İstiklal Marşı Direnişi mi, yoksa tayin telaşı mı?
Vatandaş Ödeyemez, Esnaf Tahsil Edemez
Geleceği aydınlatan KİTAPLAR
BAHARLA DİRİLEN GÜNLER
1 Mayıs'ta çalışıyorum.
HEWLÊR
LEHÎ Bİ LEHÎ SEFERBERî
Silvan'ın lidere değil, Yöneticiye ihtiyacı var
BDP'nin Seçim Zaferi
ÖZLENEN SİLVAN
AKBABALAR ÜŞÜŞTÜ!...
Kültür Emperyalizminin Toplum Üzerindeki Etkisi
Seçim Geliyooooor
HASRETİMSİN…
UMUDUN UMUDUM OLSUN…
RÜZGAR EKEN, FIRTINA BİÇER!
EĞİTİMDE GELİNEN SON NOKTA…
DİCLE’DE AŞK VE SU
AŞK SEN NELERE KADİRSİN...
YERELDEN GENELE HEP TUFAN…
YAŞAM NEDİR?
SONBAHARDAKİ YAPRAK DÖKÜMÜ...
ARAMAMAMI İSTİYORSAN...
Ben, artık BİR ACAYİP ADAMIM…
SİLVANLI OLMAK
KUYRUĞA GEL VATANDAŞ!
MAKSAT AĞZIMIZ TATLANSIN
SİLVAN'A BAŞKAN ARIYOR...
DEMOKRATİKLEŞTİK Mİ ACABA?
ÖYLE ÖZLEDİM Kİ SENİ?
DENİZLERDE ESEN AŞK HAVASI
BİR BAYRAM SABAHI
Bırakın İki Yüzlü Dolaşmayı...
O Adama Benzemek…
ÇOCUKLUĞUMUN RAMAZANLARI...
MUTLULUĞUN RESMİ
KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNE BAK!...
SANA KIYAMADIĞIM İÇİN KENDİME KIYAMADIM…
GÖZLERİN…
HUZURUN ÖTESİNDE BİR YER
BİR MEKTUP
BİR BÜROKATIN BAŞARISI
BU AŞKIN TARİFİ SENDE
SİLVAN’A GÖSTERİLEN ÖZEN
KANDAKİ ZEHİR
KALDIRIM İŞGALİ CAN ALDI
MAVİ MARMARA OLAYI VE İSRAİL
NEVROZUN BARIŞA UZANAN ELİ
BARIŞA YAKIN OLMAK
DİKENLİ GÜLLER
SİLVAN’IN DEĞİŞEN YÜZÜ
SİLVANLI OLMAK
ÇİÇEKLER SOLMASIN
Engelsiz Bir Yaşam!...
‘Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz’
İNSANIN İNSANA YANMASI…
YENİDEN YAŞAYALIM...
Neye Göre Pazarlık Usullü ve Doğrudan Temin
Okulda Ne Giyeceğim ?
MEDENİYETLER ÜLKESİNDE YAŞAM (!)
Tarihi Diyarbakır ve Spor
KARANLIĞIN GÖLGESİ İSYANIM
10. Gurur Yılımızdan Merhaba
İLAV.GOV.TR

Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Akhisarspor
0
0
0
0
0
0
2
Trabzonspor
0
0
0
0
0
0
3
Sivasspor
0
0
0
0
0
0
4
MKE Ankaragücü
0
0
0
0
0
0
5
Medipol Başakşehir
0
0
0
0
0
0
6
Kayserispor
0
0
0
0
0
0
7
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
0
8
Göztepe
0
0
0
0
0
0
9
Galatasaray
0
0
0
0
0
0
10
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
0
11
Çaykur Rizespor
0
0
0
0
0
0
12
Bursaspor
0
0
0
0
0
0
13
BŞB Erzurumspor
0
0
0
0
0
0
14
Beşiktaş
0
0
0
0
0
0
15
Atiker Konyaspor
0
0
0
0
0
0
16
Antalyaspor
0
0
0
0
0
0
17
Alanyaspor
0
0
0
0
0
0
18
Yeni Malatyaspor
0
0
0
0
0
0
Arşiv
Anketler
Silvan'da Fen Lisesi Olsun mu?
Haber Yazılımı