Haber Detayı
19 Haziran 2015 - Cuma 11:14 Bu haber 1489 kez okundu
 
Tahir Elçi: HÜDA-PAR ile HDP’ye salıdıranlar aynı
Türkiye savaşa gider gibi bi genel seçime gitti. Belki de tarihin en kanlı seçimlerinden biriydi.
Haberi


Özellikle HDP’ye yönelik ciddi saldırılar Türkiye’nin bir çok kentinde oldu. Bingöl’de parti çalışanı öldürüldü. Adana ve Mersin de yaşanan bombalamanın ardındaki failler ortaya çıkmadan HDP’nin Diyarbakır seçim mitingine bomba koyuldu. 4 kişi hayatını kaybederken çok sayıda yurttaş da yaralandı.  Yaşananlara rağmen seçim yapılırken HDP de yüzde 10 seçim barajını aşarak meclise parti olarak girdi. Ancak seçim öncesi yaşananlar bununla kalmadı. Ve seçim sonrasında özellikle Diyarbakır’da olaylar devam etti. Hem HDP’ye yakın isimler hem de Hüda-Par’a yakın kurumlardan insanlar öldürüldü. HDP’nin barajı aşmasının bedeli adeta Diyarbakır’a ödetilirken yine de yeni provokasyonlar yaşanmasın diye öldürülenler gece yarısı verildi toprağa… Seçim öncesi ve seçim sonrası yaşananların bununla sınırlı kalıp kalmayacağı bilinmiyor.  Biz de özellikle Diyarbakır’da yaşananları Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’ye “Amed’te ne oluyor?” diye sorduk. 

Diyarbakır’da ve bölgede yaşananları “Lanetli bir plan” olarak isimlendiren Elçi, yaşananların aslında göz göre göre geldiğini ancak bu öngörüye rağmen resmi kurumların herhangi bir önlem almadığı kanısında. Seçim sonrası yaşananlara ilişkin de Elçi, “Hüda-Par ile HDP’ye yapılan saldırılar aynı kişiler tarafından yapıldı. Ve polisin bilgisi vardı” diyor.  Bölgede bireysel silahlanmadaki artışa da dikkat çeken Elçi, her iki tarafın provakasyonları önlemek için tabanını eğitmesi gerektiği ve hatta HDP ile Hüda-Par’ın ortak açıklama yapması gerektiğini söylüyor. 

Amed’te seçimden önce ve seçimlerden sonra yaşananlar ortada. Amed’te ne oluyor? Ya da bundan sonra ne olacak? 

Seçimlerden önce Amed’te miting alanına konulan bomba ortama ve gidişata bir müdahaleydi. Özellikle HDP’nin halktan aldığı desteğin artması, barajı aşacağının artık görülmesi, güçlü bir grup ile parlamentoda temsil edileceği ve mevcut siyasal tablonun değişeceğinin fark edilmesiyle ortamı provako etmeye, toplumu karıştırmaya yönelik bir plandı. Türkiye’nin batısındaki il merkezlerinde HDP’nin seçim bürolarına yönelik eylemler bir yana özellikle Adana ve Mersin’de HDP’nin her iki merkezine aynı anda, aynı saatte toplantıların yapılacağı saatlere denk getirilmek üzere ve aynı anda bomba patlatılması da bunu kanıtlıyor. Ve biz Adana, Mersin’e gidip inceleme yaptığımızda gördik ki planlı ve örgütlü hazırlık var ortada. Özelliklle Çukurova gibi farklı kesimlerin bir arada yaşadığı toplumsal zemini biraz kırılgan bir yerde toplumu karşı karşıya getirmeye çalışan en az 10-15 kişinin ölümüyle sonuçlanabilecek bir eylem ile seçimin en kritik günlerinde seçim sürecini baltalamaya,  seçimin iptal ettirmeye, Türkiye’nin gündemini başka bir noktaya götürmeye yönelik bir plan gördük. Ve dolayısıyla tehlikenin büyüklüğüne ve farkına orada vardık.  Biz orada yetkilileri uyararak, seçim güvenliliğinin kalmadığına dikkat çektik ve önlem alınmasını istedik. Neyseki Adana – Mersin olayı bir takım tesadüflerle amacına ulaşmadı.  Adana ve Mersin’de can kaybı yaşanmayınca  Türk siyasal yaşamında çok köklü değişimine yol açacak bir siyasi hareket olan bir partinin en önemli kentlerinden birine Diyarbakır mitingine öyle bir bomba konuldu. Eğer o bomba ön görüldüğü gibi patlar ve büyük bir panik, izdiham yaşansaydı belki binlerce insan ayaklar altında ezilerek ölürdü. Ve eğer öyle olsaydı seçim biterdi. Belki Türkiye karışabilirdi. 

Öyleyse çizilen bu tablonun arka fonunda yer alan nedir? 

Seçim öncesi yaşananlar ve seçim sonrası Hüda-Par’a yakınlığıyla bilinen isimlerden birinin kapısının önünde öldürülmesi o kesimin tahrik edilerek HDP’ye yakın çevrelere yönelik silahlı saldırıya geçmeleri arka fonunda çok karanlık bir karanlık güç ve lanetli bir plan olduğu ortaya çıkıyor. 

“Hüda-Par ile HDP’ye saldıran aynı odak” 

Buna dayanarak “Derin devlet” yeniden devrede diyebilir miyiz? 

Bu üç – dört olayda tetiği çeken ya da bombayı koyan kişilerin kimlikleri farklı da olsa, örgütsel yapılar, ideolojik ve polik yapıları farklı da olsa asıl bu işi yönlendiren odak aynı odaktır. Belki yapanlar bile aynı odağın bu işi planladığının farkında olmayabilirler. PKK-HDP-YDG-H açıklamalarında İhya – Der başkanının öldürülmesiyle ilgileri olmadığını açıkladı. Ne çıkar onu da bilmiyoruz. Ancak her kim bu eylemde tetikçi olarak kullanılmışsa ben şundan eminim ki arkasındaki güç ile mitinge bomba koyan, Adana- Mersin bürolarını bombalayan aynı kişidir. 

Hem HDP’ye Hem Hüda-Par’a aynı kişiler mi saldırdı yani? 

Evet. Çünkü HDP tarihte görülmemiş siyasal bir güç elde etti. Müthiş bir pozitif hava vardı. Dünyanın ve Türkiye’nin şaşkınlıkla izlediği bu siysal tablo, Kürd toplumunun ilk defa bu kadar büyük umut sahibi olması, Kürd sorununun siyaset yoluyla çözülmeye çalışılması, 80 kişilik parlamenter grubun ortaya çıktığı bir dönemde agresif bir tabanı olan, provakasyona son derece açık Hüda-Par ve Hizbullah gibi tahrik olacağı açık olan bir eylem düzenlemenin başka bir anlamı olamaz. 

Bir kesim Hüda-Par saldırılarını PKK’nin şehir yapılanmasının üzerine yıkmak istedi. HDP böyle bir başarı yakalamışken PKK böyle bir eylem içerisine girer mi sizce? 

Yapamaz. Yapmaz! Yani böyle bir ortamda dolıyısıyla böyle bir eylemde hangi taraftan kim kullanılmışsa seçim öncesi ve seçim sonrası yaşananları bir bütün olarak kabul edip aynı stratejinin taşlarıdır. 

Yani Kürd toplumunun farklı dinamiklerini karşı karşıya getirme çabası mı? 

Evet, Kürd toplumunun motor gücü olan bir demokratikleşme hamlesini tersine çevirmeye, meseleyi tekrar şiddete çevirip, silahı tekrar sokağa çıkartıp toplumun farklı kesimlerini karşı karşıya getirerek bu süreci yani Çözüm Süreci’nin demokratik yollarını kapatmaktır. 

“Provokasyonların devam edeceği görülüyor” 

Burhan Kuzu’nun seçim öncesi attığı twitte; “Ya kaosu seçersiniz ya da bizi” demesinin ardından HDP barajı aşınca Amed’te olaylar yaşandı. HDP’nin barajı aşmasının bedeli Amed’e mi ödetildi? 

Bir “derin odağın” bu işleri organize ettiğinden şüphem yok. Ama bu derin odağın doğrudan hükumete bağlı mı yoksa onlara yakın isimlerle mi bu işleri yürütüyor bunu bir hukukçu olarak elimde somut deliller olmadan söyleyemem. Ancak şu var; seçimden önceki ve sonraki işaretlere bakarsak hükumete yakın kalemlerin, yorumcuların HDP ile Hüda-Par’ın karşı karşıya gelinmesinden bir mutluluk duyuldu. Bu çatışma olasılığı onları mutlu ettiği anlaşılıyor. Bu kaostan hükumete yakın çevrelerin yarar gördüğü kesin. Ama bunun ötesinde bu işin organizasyonunda bu lanetli planın içinde Hükumete bağlı olan MİT’in bilgisi dahilinde mi yoksa gerçekten IŞİD ve bezeri örgütlerin işi midir bunu direkt ifade edemeyiz. Ama Suriye’deki gelişmelerden Türkiye’yi uzak tutmamız imkansız. 

Bu sürecin böyle olacağını hükumet tahmin etmemiş midir? Yani Diyarbakır olayı göz göre göre oldu sonuçta. Yetkililer bundan habersiz olabilir mi? 

Seçimden önce bu tür bilgiler ulaştı bize. IŞİD’e yakın bazı dini grupların propaganda yaptığı ve hatta seçim günü sandık başına giden kalablıkların önünü kesip “Oy vermek Allah’a şirk koşmaktır. Allah’a şirk koşmayın bu yaptığınız bir küfürdür, dinen vacip değildir” dedikleri ortaya çıktı. Hüda-Par da bağımsız adaylarla seçime girdi. Yani bunu yapanlar Hüda-Par’ı da şirk koşan grup olarak görüyorlar. Bu da Hüda-Par ile HDP’ye karşı karşıya getirmek isteyenlerin işidir ki bu IŞİD de olabilir.  Ayrıca bunlar adım adım göz göre göre “Geliyorum” diyerek geldi. Bu kadar hassas bir süreçte, provakasyonların bir dönemde yetkililerin bunu görmemiş olması bir aymazlık ve zaaftır. 

Öngörüldüğü halde tebbir alınmadı mı yani? 

Bu bir suçtur. Bunun ötesinde devletin bazı birimleri buna göz yumduysa çok daha tehlikeli bir durum arz ediyor. Ve provokasyonların devam edeceğini gösteriyor. Bir eylemler silseli var bu karanlık tablo da.  Bu silsilede tek suçu bir tarafa yıkmak provokasyonun devam edeceğini gösteriyor. 

“Bölgede siviller silahlanıyor” 

Bölgede ciddi derecede silah satışlarının olduğu bir gerçek. Yaşananlara bakılırsa bu nereye kadar sürecek? Yani istenilen nedir? 

HDP Eşgenel Başkanı Selahattin Demirtaş geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Hizbullah’ın bölgede silahlandığını söylemişti. Biz de bunu söylüyoruz. Birkaç yıldır pompalı tüfek alımında ciddi bir artış var. Sivil insanlar silahlanıyor. 

Dağdaki silahlı çatışma sokağa mı iniyor? 

Hayır ama bölgede ciddi bir silahlanma varken ve her iki tarafın agresif, provokasyona açık bir tabanı varken bu tabanı çatıştırmak son derece kolay. Demek ki önümüzdeki günlerde çok ciddi çatışmaların yaşanacağı görülüyor. 

Bunu önlemenin bir yolu yok mu? 

Elbette var. Bu lanetli planın arkasındaki güç bu çatışmayı istiyor. Tarihte olmadığı kadar ciddi derecede önem kazanan uluslararası arenada söz sahibi olan, Ortadoğu’da bir şans elde eden ve ciddi mevziler kazanan Kürd toplumunu karşı karşıya getirmek istiyorlar. Bu nedenle hem sivil toplum örgütleri hem de her iki partinin oynanan oyunu görmesi ve bu çatışma ihtimaline karşı sağduyulu davrnaıp üzerine düşeni yapması gerekiyor. Özellikle son 3 yıldır Urfa, Antep, Hatay hattı tamamen dünyanın dört bir yanından gelip IŞİD ve El Nusra’ya katılım güzergahı haline geldi. Türk Güvenlik Görevlileri bu konuda gerekli önlemleri almadığı gibi hem kendi yasalarını hem de uluslararası hukuk normları ihlal ediyor. Uluslararası toplum da Türkiye’nin bu duruşundan rahatsız. Türkiye doğrudan Suriye’yi karıştırmak istedi. El Nusra ve IŞİD’e verdiği bu destek ile başta Türkiye halkı – Reyhanlı ve Diyarbakır” olmak üzere bölge insanı bundan büyük zarar gördü. Buna rağmen Türkiye’nin Güney sınırı terör cihatçılarının yuvası haline geldi. Daha fazla belirsizlik tehlikelidir. Türkiye hızla bir hükumet kurmalı ve herkes bu koalisyonda yer almalı. Yoksa halihazırdaki politikaların sürdürülmesi Türkiye’yi ve bölgeyi bir felakete götürür. 

Hizbullah bölgede nasıl yer buluyor? Sonuçta bölge insanının son seçimlerde tutumunun ne olduğu bir kez daha ortaya çıktı. 

Bazı gençlerin dini duyguları sömürülerek vaatlerle kandırılıyor. Bunda hem devletin eğitim, sosyal, kültürel, ekonomik imkan sunmaması hem de yerel yönetimlerin iletişim kurmamamasından, ulaşmamasından kaynaklanıyor. 

“AKP, bölgede biterse Radikal İslama destek artar” 

Özellikle bölgedeki seçim sonuçları Hüda-Par’ı hayalkırıklığına uğrattığı gibi AKP’ye olan desteğin de azaldığını gösteriyor. Erken seçim olursa AKP bölgede “Tabela Partisi” haline dönüşmez mi? 

AKP’de fikir hareketi niteliği olduğu için önceleri Kürd toplumu bölgede AKP’ye de destek verdi.  Kürdler özellikle de Çözüm Süreci dolayısıyla HDP faktörüne rağmen yüzde 50’ye varan bir destek sundu AKP’ye. Ancak son 2 yıl içerisinde AKP’nin reformist kimliğini yitirmesi, muhafazakarlığını arttırması, kendi çizgisine ihanet etmesi ve Çözüm Süreci’ne ilişkin söylemlerinden ötürü bölgede ciddi bir destek kaybı yaşandı. Özellikle cumhurbaşkanının son 2 ay içerisindeki açıklamalarıyla bu son seçimlerde hızla o noktaya gitti aslında.  Ve açıkçası HDP’ye yönelik sert söylemler, inancınuın sorgulanması, Ermeni partisidir diye küçümsenmesi, Eskişehir’den aday gösterilen LGBTİ adayı Barış Sulu’nun hedef gösterilmesi,  “Kürd sorunu yoktur” söylemi AKP’nin Kürdlerden aldığı desteğin eksilmesine neden oldu. 

Kürdlerde bir uyanış mı söz konusu? 

Evet, özellikle Sayın Erdoğan’ın kendisinin başlattığı Çözüm Süreci’ne ihanet edip “Kürd sorunu yoktur” demesi bu uyanışı sağladı. Ve Kürdler bölgede AKP’yi cezalandırdıç Nasıl ki daha önce CHP’yi cezalandırıp bölgede tabela partisi haline getirdiyse AKP’yi de böyle cezalandırdı. 

AKP’nin bölgeden silinmesi ne gibi sonuçlar doğurur? 

Açıkça AKP benzeri daha liberal, Ilımlı İslam’ın bölgeden tamamen silinmesini hayırlı görmüyorum. Kürd siyasal hareketine yüzde 70-80’lere varan ciddi bir destek var. Ama dini koşullarından dolayı HDP’ye gelmeyecek de bir kesim var. Düzenin partileri de olsa ılımlı İslamı desteklemeleri Hizbullah’a ve Hüda-Par’a gitmesinden iyidir. O nedenle AKP’nin bölgede sıfırlanmaması gerekiyor. Yoksa bölgede Radikal İslama destek arttırabilir. Bu nedenle AKP’nin bölgede erime süreci artık burada durmalı. Çünkü AKP’nin bölgede bitmesi, Radikal İslamın yükselmesi bölgede çatışmayı da arttırır. 

“HDP ve Hüda-Par’a saldırı yapılacağını polis biliyordu” 

İç Güvenlik Paketi getirildiği halde Diyarbakır’da seçim sonrası yaşananlara ilişkin devlet neden bir şey yapmadı? Kameralar silahlı adamları gösterdiği halde… 

Kobanê olaylarından sonra Kamu Düzeni diye bir kavram attılar ortaya. Ve bunu çok kutsayarak İç Güvenlik Paketi’ni getirdiler. Ardından yapılan açıklamalarda Kobanê olaylarına benzer olaylara bölgede kesinlikle izin vermeyeceklerini söylediler. Tam da seçimden hemen sonra bu kadar işaret ve öngörü varken,  ve HDP ile Hüda-Par’ın bazı isimlerine yönelik eylem yapılacağına dair polisin elinde bilgiler zaten varken bu yaşananlar güvenlik zaafiyeti, bir göz yumma hali söz konusudur. Madem olağanüstü yetki alındığı halde bunların yaşanması bir çelişkidir. Diyarbakır bombalamasında da olağanüstü katılımın olacağı bir miting alanında güvenlik önlemlerinin alınmadığını gösteriyor. 

Yaşananlardan sonra Hüda-Par ile HDP ayrı ayrı sağduyu çağrısı yaptı. Ortak bir açıklama mümkün mü? Ya da polisin bilgisi olduğu halde bu yaşananların devam etmesini engellemek adına ne yapabilinir? 

Provokasyona açık bölge ateş üzerinde. Herkes sorumlu davransın. Hem HDP hem Hüda-Par tabanını bu konuda tababınını eğitsin. Biz bu konuda olaylardan sonra yaptığımız gibi arabuluculuk yaparız. Olaylardan sonra her iki tarafla görüşmüştük. İki taraf da suçu diğerine atıyor. Bölgedeki planlamaları boşa çıkartmak için önce karşılıklı suçlamadan vazgeçip tabanını eğitmeli. Kürd halkı çok büyük mücadeleler ödeyerek bugünlere geldi. Artık demokratik mücadelenin zamanıdır. HDP bir süredir bunu yapıyor zaten özellikle bombalama olayında halkın galeyana gelmemesi için çok ciddi bir sağduyu çağrısı yaptı. Ancak bu devam etmeli ve her iki taraf bunu yapmalı. Hatta gerekiyorsa Hüda-Par ile ortak açıklama yapmalıdır. Ayrıca Türkiye de bir an önce hükümeti kurmalı ve kurulacak hükümette herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Yoksa hem bölge de hem de Türkiye’de istikrarı sağlamak zor olur. Bunu bu toplum bunu kaldıramaz. Çünkü ne Türkler ne de Kürdler yeni bir savaşı istemiyor. (r.s) 

Kaynak: Editör: İhsan YILMAZ
 
Etiketler: Türkiye, savaşa, gider, bi, genel, seçime, gitti, Belki, de, tarihin, kanlı, seç
Haber Videosu
Yorumlar
İLAV.GOV.TR

Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
38
0
2
5
11
18
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
5
Trabzonspor
29
0
5
5
8
18
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
6
6
6
18
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Alanyaspor
21
0
9
3
6
18
13
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
14
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Arşiv
Haber Yazılımı