Haber Detayı
02 Nisan 2018 - Pazartesi 10:41 Bu haber 2967 kez okundu
 
GÜNEYDOĞUNUN PARİS’İ DİYARBAKIR..
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde, İçişleri Bakanlığının desteklediği ve Ahmet Külekçi’nin koordinatörlüğünü yaptığı “Basın Mensupları Gönül Elçileri Projesi” kapsamında Trabzon Rize, Giresun, Artvin ve Gümüşhane illerinden gelen basın mensupları 15-20 Mart 2018 tarihleri arasında Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır ve Tunceli illerini gezdi. Şanlıurfa ve Mardin’in ardından üçüncü durak Diyarbakır’dı.
Diyarbakır Haberi


Haber: Canan KALAYCI
Fotoğraflar: Ömer ALTUNTAŞ

Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde, İçişleri Bakanlığının desteklediği ve Ahmet Külekçi’nin koordinatörlüğünü yaptığı “Basın Mensupları Gönül Elçileri Projesi” kapsamında Trabzon Rize, Giresun, Artvin ve Gümüşhane illerinden gelen basın mensupları 15-20 Mart 2018 tarihleri arasında Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır ve Tunceli illerini gezdi. Şanlıurfa ve Mardin’in ardından üçüncü durak Diyarbakır’dı.

 

GÜNEYDOĞUNUN PARİS’İ DİYARBAKIR..

Diyarbakır dört kapı
Git bak o yar ne yapı
Beni gördüğü zaman
Başka küçeye sapı

 

Tarihi geçmişi 9 bin yıl öncesine dayanan Diyarbakır mutfağıyla, doğal güzellikleriyle, insanıyla  ve gelenekleriyle çok merak ettiğim bir şehirdi zaten. Neden bilmiyorum içimdeki ön yargılara keşke zamanında bir sünger çekebilseydim diye düşünüyorum. Diyarbakır’ın, güzelliğine, havasına, şöyle bir bakınca neden hainlerin bu topraklarda gözü olduğunu daha iyi anlıyor insan. Diyarbakır bir cennet. Anadolu’nun tüm kokusunu içinize çekiyorsunuz orda. Yanık benizli buğday tenli insanlar. Biraz mesafeliler sanki.

 

Bir dönem Romalıların, Bizanslıların ve daha sonra Osmanlının egemenliğini sürdürdüğü şehir, günümüzde hala o döneme ait izleri taşıyor. 9 bin yıldır Diyarbakır’da yaşam hiç kesintiye uğramamış.

Benim hafızamdaki Diyarbakır’da, aydınlar, şairler ve yazarlar var aslında.  Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Arif, Ziya Gökalp, Orhan Asena var. Ve bir de son yıllarda takip ettiğim gazeteci dostum İhsan Yılmaz’ın güzel şiirleri de var tabii. Aslında İhsan bey yanık benizli değil. Çok ta güleryüzlü ben de Diyarbakırlıları öyle bilmek istiyorum.  

Daha önce belgesellerde görmüştüm o nedenle geleneklerini merak ediyorum. Biliyor musunuz, Diyarbakır’da huzurevi yokmuş.  Büyüklere saygı o kadar ön planda ki huzurevi açılmış kimse büyüklerini bırakmadığı için kapatılmış. Daha bir sıcak seviyorum Diyarbakır insanını. Anne – babaya ataya saygılarından dolayı.

Bu ne kadar büyük zenginlik, gözlerimi alamıyorum. Tarih kokuyor her yer.  Burayı gezmek değil bir gün bir haftada bitmez. Gezimize yol üzerindeki 10 gözlü köprüden başlıyoruz.

10 GÖZLÜ KÖPRÜ

Bence Diyarbakır’ın en ihtişamlı mekanı On gözlü köprüsü. Köprünün altından geçen Dicle ve köprü ile ilgili yüzlerce efsane olduğunu öğreniyorum. Buraya Dicle Köprüsü, Silvan Köprüsü ve Mervani köprüsü de diyorlar. 

Rehberimiz Metin Bey 10 gözlü köprüyü anlatırken buranın Silvan köprüsü de olduğunu söyleyince gözlerimden yaş aktı. Babam buralarda askerlik yapmıştı. Ve o asker iken ben daha bebektim. Kimbilir beni ne kadar özlemiştir dedim bu topraklarda. Acaba bu köprüden de geçmiş midir diye gözlerim daldı gitti.  Keşke yaşasaydı da bu şehri konuşsaydık onunla. Derin bir nefes aldım. Onunla aynı havayı solumanın gururunu yaşadım hüzünle.

DİCLE NEHRİ

Efsanelere konu olan ve Fırat’ına kavuşamayan Dicle. Bildiğin gelin gibi akıyor. Çok asil. Dicle aşıkların aşkına yol veriyor ve yalnızlığa akıyor sanki. Fırat’a aşıktır. Kavuşması imkansız bir aşk. Hep Fırat’ı bekler, günün birinde sarılma hayali ile. Sonunda kavuşurlar ama artık onları aşan sevda ebediyete yol almıştır. Fırat uçsuz bucaksız deryalara akarken, Diyarbakır Dicle’ye mezar olur.

GAZİ KÖŞKÜ

Hemen hemen her şehirde var Atatürk Köşkü. Trabzon’daki ayrı güzel. Burada da Gazi köşkü diyorlar. Asıl adı Semanoğlu Köşkü. 1. Dünya Savaşında karargah olarak kullanılmış. Daha sonra belediye tarafından alınmış, Gazi Köşkü yapılmış ve Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’e armağan edilmiş.

Dicle köprüsünün batısında kalıyor. İçini tadilatta olması nedeniyle gezemedik. Diyarbakır evlerine benziyor. Köşkün bahçesinde bir havuza sular dökülüyor. İnsanın doğumdan ölüme kadar olan kısacık hayatını anlatıyor dedi rehberimiz.  Ama bahçesi güzel. Etrafı gezi ve piknik alanı olarak kullanılıyor. Köşkte insana huzur veren ayrı bir hava var.   

 

 

DİYARBAKIR SURLARI

Hasan Paşa Han’ını gezerken birkaç arkadaş grubu kaybediyoruz. Bildiğin kaybolduk. Hemen imdadımıza İhsan Yılmaz Abimiz yetişiyor. Bizi aracına alıyor. İyi ki de kaybolduk diyoruz. Çünkü Diyarbakır surlarını görme imkanımız oldu. Muhteşem gerçekten.  Dünyada Çin seddinden sonra ikinci uzunluğa sahip bu surlar. Şehri öylesine kuşatmış ki ayrı bir endam katmış. Bu koca surlarda kullanılan taşların arasına yumurta akı sürülmüş öyle yapıştırılmış. Surların üzerinde kabartmalar, motifler, kitabeler ve her medeniyetin izinin olduğunu görüyorum şaşkınlıkla izliyorum etrafı. 5 bin 100 metre uzunluğunda ve 12 metre yüksekliğinde 82 burcu var. Muhteşem bir yapı..

4 AYAKLI MİNARE 

İşte ilginç bir gelenek yekpare dört sütun üzerine inşa edilmiş olan en ilginç anıt, 4 ayaklı minare ile ilgili. Minarenin sütunları altından yedi kez gecenin her dileğinin yerine geldiğine inanılıyor. Hep kardeşlik diledim, hep barış diledim, hep ülkemizin birlik ve beraberliğini diledim. 4 ayaklı minarenin kitabesinde caminin 1500 tarihinde Akkoyunlu Sultanı Kasım Bey zamanında yapıldığı ve Anadolu’daki tek örneği olduğu yazıyor. İyi ki görmüşüm.

ULU CAMİ

Bursa’daki Ulu Camiyi bilirim. Ona gitmiştim çok güzeldi. Kocaman ve huzur dolu. Ama Diyarbakır’daki Ulu Cami apayrı özellikler taşıyor. Çok geniş bir avlusu var. 639’lu yıllarda Hazreti Ömer döneminde yapılmış.  İslam aleminin 5. Harem-i şerifi olarak kabul ediliyor ve Anadolu’nun en eski camii olarak biliniyor.  (Buradaki her şey çok özel ve hep ilk) Caminin altında su kaynağı varmış ve 7 ayrı yerden buraya su toplanıyormuş. Ve yine avluda 800 yıldan fazla bir geçmişi olan güneş saati var.

Camide yaşlı amcalar namaz kılmış oturuyor. Kimi Kur’an-ı kerim okuyor. Kimi dua ediyor, kimi gelenleri izliyor. Yaşlı birinin yanına yaklaştım biraz temkinli, sert bakışlı. Nasılsın dedim, irkildi belli ki başka şeyler düşünüyor. İyi dedi uzun süre birbirimize baktık. İnsanlar konuşarak değil birbirine bakarak ta anlaşırmış.

Trabzon’u biliyor musun dedim, başını salladı. Aileni çok sev, vatanını çok sev bir de çok gez, dünyayı gör dedi. Ne güzel söyledi. Mesafeli başlayan dostluğumuz hüzünle bakışarak ayrılığa bıraktı yerini. Benim zamanım olsaydı keşke, onun da anlatacak gücü..

HASAN PAŞA HANI

En çok merak ettiğim yerlerden biri Hasan Paşa Hanı’ydı. Evliya Çelebinin seyahatnamesinde anlattığı o eşsiz mekan. Fırıl fırıl bir rüzgar esiyor hana girerken. Aman yarabbim bir kalabalık. Küçücük kahvaltı mekanları var. Masalar tabureler otantik müzikler. Diyarbakır’da sanırım bakırcılık çok önemli. Bakırcılarda birbirinden güzel el işlemeciliği bakır ürünler var. Bir koku var baharat mı, çay mı, derin derin insanın içine çekesi geliyor. Buradan hiç çıkmak istemedim. Keşke zamanımız olsaydı da, hep beraber kahvaltı yapsaydık. Bu güzellik hep korunmalı.  Hasan Paşa Hanından magnetler aldık oğlum her ilde olduğu gibi burada da oyuncak almayı hiç ihmal etmedi. Ama düşündüm de yazın mı gelseydik keşke. Çünkü Diyarbakır’ın karpuzu meşhur. O kadar büyük karpuzlar yetiştiriliyor ki bebekler bile içine sığabiliyor.

Diyarbakır’daki gezimiz Güneydoğu Gazeteciler cemiyeti ziyareti ile son buldu. Burada gazetecilerle buluşmamızda yine aynı toprakların insanları olarak kardeşlik mesajları verdik. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Veysi İpek, "Bugün Karadeniz bölgesinden gelen siz değerli meslektaşlarımı ağırlamaktan onur duyuyorum. Böyle bir bir kardeşlik projesinin bir ayağı olmanın da gururunu yaşıyorum.  Bu tarz projelerle kardeşlik bağlarının daha da güçleneceğine inanıyorum. Diyarbakır her açıdan çok önemli bir il.  ilimizde 9 yerel gazete, 5 yerel televizyon kanalının yanı sıra ajans ve yabancı kanalların büroları da mevcut. İstanbul, Ankara'dan sonra gelen üçüncü il konumundadır. Bu projede yer almak, sizlerle birlikte yol yürümek bize de güç katıyor. Bu projenin mimari olan sevgili Ahmet Külekçi'yi cani gönülde kutluyor,  emeği geçen herkese de teşekkür ediyorum” dedi.  

Gönül Elçisi projesinin mimarı Ahmet Külekçi, "Bugün 18 Mart Çanakkale Şehitleri anma günü bir kez daha şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun.  Kardeşlik projesi kapsamında Diyarbakır’dayız. Bu kardeşlik bağını güçlendirmek içinde daha güçlü projelerle, daha geniş kapsamlı projeler yapacağız. Diyarbakır'da olmaktan, Diyarbakırlı gazeteci dostlarla olmaktan bizlerde mutlu olduk. Daha sık sık bir araya gelmek içinde sürekli diyalog halinde olacağız" dedi.

Diyarbakırlı gazeteci dostlarımızla Cemiyet Başkanı Veysi İpek tarafından verilen yemeğin ardından Karadenizli gazeteciler İpek'e Trabzon forması ve plaket verildi. Gönül elçisi projesi kapsamında Karadenizli gazeteciler yine güzel dostluklarla ve güzel dileklerle Tunceli’ye hareket ettik. Güzelliklerle kal Diyarbakır!

Şimdi böyle bitiriyorum.

“Diyarbakır etrafında bağlar var

(Daha önce gelmediğim için)

Fitil işler yüreğimde yarem var!.

Kaynak: (Malabadi) - Malabadi Gazetesi Editör: İhsan YILMAZ
 
Etiketler: GÜNEYDOĞUNUN, PARİS’İ, DİYARBAKIR..,
Haber Videosu
Yorumlar
İLAV.GOV.TR

Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Başakşehir
13
0
1
1
4
6
2
Galatasaray
12
0
2
0
4
6
3
Kasımpaşa
12
0
2
0
4
6
4
Beşiktaş
11
0
1
2
3
6
5
Konyaspor
11
0
1
2
3
6
6
Yeni Malatyaspor
10
0
2
1
3
6
7
Ankaragücü
10
0
2
1
3
6
8
Antalyaspor
10
0
2
1
3
6
9
Alanyaspor
9
0
3
0
3
6
10
Göztepe
9
0
3
0
3
6
11
Kayserispor
8
0
2
2
2
6
12
Trabzonspor
7
0
3
1
2
6
13
Fenerbahçe
7
0
3
1
2
6
14
Akhisar Bld. Spor
5
0
3
2
1
6
15
Bursaspor
5
0
1
5
0
6
16
Sivasspor
5
0
3
2
1
6
17
Çaykur Rizespor
3
0
3
3
0
6
18
E. Buyuksehir
2
0
4
2
0
6
Arşiv
Anketler
Silvan'da Fen Lisesi Olsun mu?
Haber Yazılımı